G-022SCGR6MW G-022SCGR6MW

PHOBOS – KORKU / APHOBIA – KORKUSUZLUK SPARTA PHOBOLOGIA BİLİMİ

Published on:

Oğlanlardan biri o gece öldü. Adı Hermion’du; ona “Dağ” derlerdi. On dördünde, sınıfındakiler, hatta daha büyük sınıftakiler kadar kuvvetliydi. Fakat susuzluk ve yorgunluğa yenik düşmüştü. İkinci nöbetin sonuna doğru yere düştü, Spartalıların “nekrophania“, Küçük Ölüm dedikleri baygın ve çırpınmalı bir kendinden geçişti bu


Kendi haline bırakılırsa ayılabilir, fakat ayağa kalkmak ya da çaba sarfetmek isterse ölürdü. Dağ dediğimiz çocuk, durumunun ciddiyetini anlıyor fakat arkadaşları ayakta ve talime devam ederken yerde yatmayı kabul edemiyordu. Sonradan “Horoz” adını alan, köle arkadaşım Dekton’la tabura su vermek istedik. İlk nöbetin yarılarında onlara bir su torbası uzattık, fakat kabul etmediler. Şafakla birlikte Dağ’ı savaşta şehit düşenlere yapıldığı gibi, omuzlarında taşıdılar.

Aleksandros’un burnu hiçbir zaman tamamıyla düzelmedi. Babası onu, iki kere tekrar kırdırarak en iyi savaş cerrahlarına yeniden düzelttirdi, fakat kıkırdağın kemikle birleştiği yer tamamen onarılmadı. Hava borusu kendiliğinden sıkışıyor ve Hellen’lerin “Asthma” dedikleri, ciğerlerde dayanılması zor spazmlar meydana geliyordu. Aleksandros, Dağ denen çocuğun ölümünden hep kendini sorumlu tuttu. Bu astım nöbetlerinin de gösterdiği dikkatsizlik ve savaşçıya yakışmayan davranışların bir sonucu olarak gökyüzünün gönderdiği bir ceza olduğuna emindi.

Spazmlar Aleksandros’un direncini azaltıyor ve gittikçe “Agoge“deki arkadaşlarından geri kalıyordu. En fenası da krizlerin ne zaman geleceğinin belli olmamasıydı. Dakikalarca kendine gelemiyor, hiçbir şey işe yaramıyordu. Bunun üstesinden gelemezse, erkekliğe eriştiğinde bir savaşçı olamazdı; vatandaşlığı elinden gider, utanç içinde yaşamaya devam eder ya da onurunu korur, yaşamına son verirdi.

Çok kaygılanan babası tekrar tekrar kurbanlar adamış, hatta “Pythie’ye danışmak için Delphi’ye adamlar göndermişti. Daha da kötüsü, oğlanın kırık burnu için Polynikes’in söylediklerine karşın Aleksandros güzelliğini kaybetmemişti. Solunum zorlukları da nedense, şarkı söylemesini zorlaştırmıyordu. Öyle görünüyordu ki, bu krizlerin nedeni fiziksel değil, yalnızca Korkuydu.

Spartalıların Phobologia disiplini yirmi sekiz egzersizden oluşur. Her biri sinir sisteminin ayrı bir bağlantısıyla ilgilidir. İlk beşi:



DİZLER

BALDIRLAR

CİĞERLER

KALP

BAĞIRSAKLAR

Özellikle de boynu omuzlara bağlayan

TRAPEZİUS ADELELERİ

İkinci bağlantı

YÜZDÜR

Lakonyalıların boyun ve göz çukurlarının çevresindeki kaslar ile ilgili on iki egzersizleri daha vardır. Spartalıların “Phobosynakteres” dedikleri bu bağlantılar korku toplayıcılardır.

Phobologia biliminin öğrettiğine göre, korku bedende döllenir ve onunla burada mücadele edilmelidir. Çünkü beden buna yalandığında, bir Phobokyklos ya da korku halkası kendini beslemeye başlar ve bir dehşete dönüşür. Spartalılar, beden aphobia, yani korkusuzluk haline getirlince, düşüncenin de onu izleyeceğine inanırlar.

Şafaktan önceki yarı aydınlıkta Dienekes, Aleksandros ile yalnız çalışıyordu. Çocuğun yüzüne bir zeytin dalıyla hafifçe dokundu. Tropezius adeleleri kendiliğinden kasılıyordu.

Korkuyu hissediyor musun?” diye sordu

Adamın sesi, tayını terbiye eden eğitmen gibi yumuşaktı.

“Şimdi. Omzunu indir.” dedi.

Çocuğun yanağına tekrar dokundu.

“Bırak korku akıp gitsin. Hissedebiliyor musun?”

Adamla çocuk saatlerce gözlerinin çevresindeki ophthalmomyesbaykuş adeleleri” üzerinde çalışıyorlardı. Bunlar Dienenekes’in Aleksandros’a öğrettiğine göre en güçlüleriydi. Çünkü Tanrı, bilgeliğiyle, insanların en etkili savunma refleksinin görme yeteneklerini koruması olmasını sağlamıştır.

Dienekes “Adeleler kasıldığında yüzüme bak.” dedi ve gösterdi ” Bu neyi ifade eder?”

Phobosu. Korkunun ta kendisini.”

Disiplin teorileriyle yetişmiş olan Dienekes yüz adelelerini gevşetti.

“Şimdi, bu neyi gösteriyor?” diye sordu.

Aphobia. Korkusuzluğu.” dedi Aleksandros.

Dienekes bunu yaptığında kolay gibi görünüyordu. Öbür çocuklar da egzersizlerinde buna çalışıyor ve başarılı oluyorlardı. Fakat Aleksandros’a disiplinle ilgili hiçbir şey kolay gelmiyordu. Bir tek koroya çıkıp tek başına Gymnopaedia’da ya da başka çocuk festivallerinde şarkı söylediğinde kalbi korkusuzca çarpıyordu. Belki onun gerçek koruyucuları Esin Perileri’ydi.

Dienekes, Aleksandros’a; onlara, Zeus’a ve Mnemosyne”ne kurbanlar verdirdi. Agathe, Ariston’un güzel kızkardeşlerinden biri Polyhymnia’ya bir muska yazdı. Aleksandros onu kalkanının iç kısmındaki çapraz demirlerde asılı olarak taşıyordu.

Dienekes şarkı söylemesi için Aleksandros’u yüreklendiriyordu. Tanrılar, korkuyu yenmek için her insana bir yetenek verir. Dienekes Aleksandros’unkinin sesi olduğundan emindi. Sparta‘da iyi şarkı söylemek savaş kahramanlığıyla neredeyse eşitti, aslında phobolosgia disiplini içinde, yürek ve ciğerler birbirlerine çok yakınlardır. Bu yüzden Lakonyalılar savaşa giderlerken şarkı söylerler. Onlara gırtlaklarını açıp havayı içlerine çekmelerini, korkudan sıkışan ciğerlerini çalıştırmaları öğretilir.

Related

Cevap bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Error decoding the Instagram API json
G-022SCGR6MW