ARES

Görgü kurallarını öğrenmesi gereken korkunç tanrı Ares!

Antik dönemlerde savaş alanları karmaşa, şiddet, acımasızlık ve kana susamışlık içerirdi. Buraları aynı zamanda savaş tanrısı Ares’in kendini en rahat hissettiği yerlerdi. Ares dalaşmaya bayılıyor ve savaşın şiddet ve karmaşasını temsil ediyordu. Ares aklından çok silahlarını kullanmayı yeğliyordu: Bu tanrı yalnızca adalelerden ve yabanıl güçten oluşturuyordu.

NEFRET UYANDIRAN BİR TANRI

Zeus ile Hera’nın oğlu olarak Ares saygıyı hak ediyordu. Öte yandan bu çocuk tanrı büyüdükçe itici bir kişiliğe sahip oldu. Olympos’taki on iki büyük tanrıdan biri olmasına karşın çoğunluk Ares’ten hoşlanmıyordu; kendi anne babası bile.

Ares’in tek ilgilendiği savaş ve kan dökmekti. Adalet ilkelerine ya da savaş stratejisine aldırdığı yoktu. Aksine savaşta terörün ve yıkımın daha da artması için çaba gösteriyordu. Söylencelerin çoğunda Ares savaşın ruhu olarak betimlenir ve hiçbir ahlaki değere, ilkeye ya da görgüye sahip olmadığı belirtilir.

Ares gerçekten de korkusuz, acımasız bir savaşçı görünümdedir. Korkusuzluğuna karşın Ares zekâ ve bilgelikten yoksundu. Bir eylem tanrısı olarak savaşın ve kan dökmenin heyecanına susamıştı ama strateji oluşturmaktan kaçınırdı. Her şeyi önceden hesaplayamadığı için de kolayca alt edilebilirdi.

YABANIL

Ares Yunanistan sınırları dışında Ege Denizi’nin kuzeyinde bulunan Trakya’da yaşıyordu. Trakyalılar Yunan konuşmuyordu ama Ares onların dilini daha çekici buluyordu. Onlar savaş diliyle konuşuyordu. Trakyalılar üç kabile halinde yaşıyorlardı ve her kabilenin bir şefi vardı. Yunanlular Trakyalıları kavgacı, kolayca kafayı bulan ve kavgaya tutuşan bir kavim olarak görüyordu. Trakyalılar ağır kılıçları maharetle kullanan ve savaşta acımasız olan deneyimli ve vahşi savaşçılardı. Bu yüzden Yunanlılar Trakya’nın Ares için ideal bir yerleşim merkezi olduğu kanısındaydı; orada kana susamış, savaş düşkünü zalimlerle bir arada yaşayabilirdi.

ARES’İN YARDIMCILARI

Ares tanrılar ve ölümlüler tarafından sevilmemekle beraber tamamen yalnız değildi. Söylencelerde çoğu kez bir ya da daha fazla yardımcısından söz ediliyor:

  • Deimos: Korkunun simgesi.
  • Enyo: Savaş tanrıçası.
  • Eris: Uyuşmazlık simgesi.
  • Phobos: Şiddet Simgesi.

Çoğunlukla bu dört yaratık Ares’in savaşa hazırlanmasına yardımcı olurdu. Ares her iki taraftaki askerlerde savaş tutkusu uyandıran öfke dolu bir sis oluştururken dört yardımcısı da onlara şiddet ve uyuşmazlık aşılardı. Ares’in yardımcılarının eylemleri savaşları daha da kanlı ve tehlikeli hale dönüştürürdü.

SAVAŞ TANRISININ SEVGİLİLERİ

Ares (tıpkı savaş gibi) genellikle nefret ve korku uyandırmakla beraber yine de birçok aşk ilişkisi yaşardı. Özellikle Tanrıça Afrodit sayıları az olan onu gerçekten sevenlerden biriydi. Onun dışında da Ares’in aşkta önemli sayıda başarısı oldu.

Karşıtların Çekimi: Afrodit’e Âşık Olmak

Ares’in en ünlü aşk öyküsü, Aşk Tanrıçası Afrodit ile olandır. Burada “karşıtların çekimi” söz konusudur. Afrodit Olympos’taki tanrılar arasında Ares’e ilgi duyan tek varlıktı. Onların aşk macerası tutku dolu, neredeyse skandallarla dolu bir ilişkiydi.

Beraberliklerinden dört çocukları oldu; bazı söylenceler beş çocukları olduğunu öne sürüyor. Afrodit ile Ares’in oğulları olan Demos ve Phobos korku ve şiddeti simgeliyor ve savaşta babalarının yanında bulunmaktan büyük zevk alıyorlardı. Öbür oğulları Anteros büyüdükçe tutku tanrısı oldu; kimi zaman duyarlılık tanrısı olarak da betimlendi. Kızları Harmonia, daha sonra Tebai Kralı Kadmos’la evlendirildi.

Eros’un Soyağacı

Kimi söylencelere göre Eros (aşk tanrısı) Ares ile Adrodit’in diğer bir çocuğudur. Öte yandan bazı söylenceler Eros’un yaradılış döneminde dünyaya geldiğini iddia eder.

Aglaurus

Aglaurus bir anne ile kızının ortak adıydı. Ares kıza âşık oldu. Kızın babası Atina kralı Cecrops’tu. Aglaurus ile Alcippe adını verdikleri bir kızları oldu. Poseidon’un oğlu Alcippe’nin ırzına geçti, bu da daha sonra Ares’in cinayetle yargılanmasına yol açtı.

Cyrene

Bir orman perisi olan Cyrene Lapithae kralının kızıydı. Ares’le ilişkisinden doğan oğlu Diomedes daha sonra Trakya’da Bistones kralı oldu. Diomedes her gün insan eti yiyen dört vahşi kısrağıyla ünlüydü. Diomedes daha sonra Herakles hakkındaki bir söylencede ortaya çıkıyor.

Demonice

Ares’in Domenice’den dört oğlu oldu: Evenus, Molus, Pylus ve Thestius. Evenus Aetolia’nın kralı oldu ve adı bir ırmağa verildi. Molus bir orman perisinin ırzına geçmeye çalışırken kafası kesilerek genç yaşta öldürüldü. Pylus fazla tanınmıyordu ve Thestius Aetolia’da bir kral oldu.

Aerope

Ares, Aerope adında genç bir ölümlü kadına âşık oldu. Söylenceler de onların aşk öyküsünden fazla söz edilmiyor, sadece bir oğulları olduğu belirtiliyor. Ne yazık ki bu genç kadın bir tanrının çocuğunu doğurmaya dayanamadı ve doğum sırasında öldü. Çocuk ise sağ kaldı; Ares bebeğin ölü annesinin memelerini emmesini sağladı.

Harpinna

Harpinna bir nehir tanrısı olan Asopus’un kızıydı. Ares ile Harpinna’nın oğlu Oenomaus büyüyünce Pisa kralı oldu. Ayrıca bir kent kurarak buraya annesinin adını verdi. (Bazı söylenceler Oenomaus’un annesinin Harpinna değil, Pleiadelerden biri olan Sterope olduğunu ileri sürüyor ama hepsinde baba Ares’tir)

Otrere
Otrere Amazonların Kraliçesiydi. Ares’le birlikteliğinden olan Penthesilea isimli kızı daha sonra annesinin yerine Amazonların kraliçesi oldu. Truva Savaşı sırasında Penthesilea Akhilleus tarafından öldürüldü. Akhilleus ölen kraliçenin zırhını çıkarınca onun güzelliğine hayran kaldı ve onu öldürdüğü için çok kederlendi.

Protogenia

Protogenia, Calydon ile Aeolia’nın kızıydı. Ünlü bir kahraman olan Calydon’a duyulan saygı o kadar büyüktü ki Aerolia’daki bir kente onun adı verildi. Aeolia da ünlü bir kahramandı. Böyle bir soydan gelen Protogenia’nın bir Olympos tanrısıyla ilişkisi sonucunda aileye bir kahraman daha katılacağı sanılabilir ama Ares’ten olan oğlu Oxylus sıradan bir çocuktu.

Chryse

Ares ile Chryse’nin, Phlegylas adında bir oğulları oldu. Bir söylenceye göre Phlegylas’ın kızı Apollo’nun saldırısına uğradı. Phlegylas bu tecavüzü öğrenince Apollon’un Delphi’deki tapınağını ateşe verdi. Apollo bu saygısızlıktan dehşete kapılarak Phlegylas’ı vurup öldürdü. Sonra da onu ölümlülerin her an tepelerin düşebilecek kocaman bir kaya altında ıstırap çektikleri Yeraltı Dünyası’na gönderdi.

Pyrene

Ares ile Pyrene’nin kalıtımsal olarak babasının kana susamışlığını devralan Cycnus adında bir oğulları oldu. Cycnus Delphi’ye gelen hacıları öldürüp kafataslarıyla babası için bir tapınak inşa etti. Cycnus en çok Herakles’le yaptığı savaşla ünlüdür. Ares’in oğlu, Athena’nın desteklediği kahramanın karşısında fazla direnemedi. Oğlunun ölümüne öfkelenen Ares Herakles’ten intikam almak istedi ama Zeus yıldırımlarını göndererek araya girdi. Cycnus’un ölümünün öcü asla alınmadı.