Babil Mitolojisi – Giriş – Babil Tanrıları – Birinci Bölüm

Bir zamanlar birçok âlim arasında, Babil medeniyetini tamamen Sami kökenli olarak değerlendirmek oldukça yaygındı. Bu ülkenin dini üzerine yazılar yazanların birçoğuysa çalışmasını, çok erken bir dönemden beri Fırat Nehri’nin kıyılarında varlığını sürdürdüğünü bildiğimiz karmaşık dini uygulamaların ve inanç sisteminin asıl yaratıcılarının, Sami Babillileri ile Samiler olduğu savına dayandırmaktaydı.

Oysa ki Babil’de gerçekleştirilen son kazılar, Samilerin Babil’e varmasından çok önce Sami olmayan bir ırkın ülkede hüküm sürdüğünü, topraklarını işlediğini, büyükbaş hayvan sürülerinin bakımıyla ilgilendiğini, şehirler kurduğunu, kanallar açtığını be ülkeyi kayda değer bir medeniyet seviyesine taşıdığını kanıtlar niteliktedir. Ne var ki Sümerler olarak adlandırılan bu halk dahi Fırat Nehri çevresindeki toprakların ilk sahibi değildi. Muhtemelen tıpkı daha geç bir dönemde Samilerin yaptığı gibi Sümerler de göçmendi ve Orta Asya’nın kuzey yarısındaki dağlık vatanlarından çıkıp Fırat ile Dicle nehirlerinin verimli vadisine ulaşmışlardı.

Bu toprakların asıl yerlileri hakkında hiçbir bilgimiz olmadığından Sümerliler gelmeden önce bu topraklarda kimin hüküm sürdüğünü bilmemiz mümkün değil.

Hakkında kesin bilgi sahibi olduğumuz şeyse Babil’in ilk yerlilerinin Sümerler olduğudur ve son yollarda onlarla ilgili bilgilerimiz epey artmıştır. Sami Babillilerinin dinsel inançlarının herhangi bir değerlendirmesinde Sümerlerin varlığı göz ardı edilemez çünkü Sümerler, imparatorluklarının saldırılar sonucu yıkılmasına neden olan Sami işgalcilerinin inançlarını derinlemesine etkilemiştir. Babillilerin dini inançları, her şeyden evvel bu dış etkinin varlığı göz önüne alınmadan hakkıyla anlaşılamaz.

Babil’deli Sümer etkisinin başlangıcının hangi tarihe denk geldiğini belirlememiz pek de mümkün gözükmüyor.

Gerçi MÖ altı ya da yedi bin yıl öncesine ait bir tarih vermek, ülkedeki ilk dini merkezlerin kurulduğu dönem için o kadar da abartılı bir tahmin sayılmaz. Diğer yandan Sümerlerin siyasi güçlerinin yıkılışıü yaklaşık MÖ 2500 ila MÖ 2300 yılları arasındaki bir döneme yerleştirilebilir.

Mö 2300’lerde Babil, ülkenin diğer şehirleri arasında çok önemli bir konuma yükseldi ve Sami nüfusu giderek özümsedikleri eski rakiplerine karşı tam bir yükselişe geçti. Bu dönemden sonra Babil şehri, sonraki dönemlerde ismini alacağo Babil ülkesinin başkenti olana dek yükselişini sürdürdü. Babillilerin inançlarının incelenmesini mümkün kılacak uygun materyaller, Babil medeniyetinin başlangıcı olarak almamız gereken erken bir tarih yerine, çok daha geç bir dönemde yapılmış şeylerden oluşuyor.

Babil’le Asur’un uzun tarihi boyunca farklı dönemlerde var olan dinsel inançların ve efsanelerin, krallarla yöneticilerin adak olarak verdikleri ya da tarihi kayda geçirdikleri tabletlerde arada sırada yer aldığı doğrudur. Ne var ki Babil mitolojisi ve inancına dair olabildiğince kapsamlı bir bilgiye ancak daha geç bir dönemde, Ninova’nın (Dicle’nin doğu kıyısında bulunan ve Asur devleti’nin merkezi olan Ninova, bir antik çağ şehridir. Modern Musul şehrinin hemen yanı başında bulunmaktadır.) düşmesinden sadece birkaç yıl sonrasında ulaşabiliyoruz.

Kaynak:
Babylonian Religion and Mythology

Leonard William King