BİR İDAM MAHKÛMUNUN SON GÜNÜ – Victor Hugo

kitap

Bazı romanlar, çıktıkları yıllarda bir kafa tutuş temsili, ayaklanma ve direniş gösterileridir. Kıymetli yazar Victor Hugo’nun kitabın ilk basımının olduğu yıllarda yazar ismine yer verilmemiş, yalnızca aşağıda belirtilen not ile basılmıştır.

“Bu kitabın kaleme alınış nedeni iki türlü anlaşılabilir. Söz konusu olan ya bir bahtsızın son düşüncelerini karaladığı irili ufaklı bir tomar sarı kâğıdın bulunup kaydedilmesi ya da bu talihsize rastlayan bir adamın, bir filozofun, bir şairin zihninde takıntı halini alan, bütün benliğine hâkim olan, daha doğrusu bütün benliğine hâkim olmasına izin verdiği idam düşüncesinden onu ancak bir kitaba dönüştürerek kurtulmasıdır.”

Kitabın ilk basıldığı yıllar 1829 yılına denk düşmesiyle beraber, o zamanlarda yazarın yaşadığı Fransa coğrafyasında idam tam anlamıyla fanatikleşen, yararlı ya da yararsız nedenlerle ötürü siyasetin kirli bir oyuncağı haline geldiği zamanlardı. Victor Hugo fanatikleşen öldüreme özgürlüğünü, bir idam mahkûmunun duygu seli içerisinde kaleme almış.

Her toplumun içerisinde zaman zaman suç ve ceza kavramlarının keskinleşip bir bıçağa ya da cellada dönüştüğünü gözlemleyebiliriz. Uzun zaman (1981 yılında idam resmen yasaklanmıştır) Fransa bu tutkulu öldürme dürtülerinin içerisinde hapsolmuştur. Kitabın çıkarıldığı ilk yıllarda anlaşılıp anlaşılmadığını, bir taraf toplayıp toplayamadığını bilemiyorum. Ancak Victor Hugo farklı bir perspektifin ve empati değerlerinin kazanımına yol açmış olabilir mi?

Kitap, yazıldığı dönemde hayatın ne kadar değersiz ve başkalarının dillerinden çıkacak olan kararlara korkunç bir gerçeklikle bağlı olduğunu sunmuş. Romanın ismi Bir idam mahkûmunun son günü olsa bile, infaz edilecek karakterin yaşadıklarına bir süreliğine tanık ediyoruz. Onunla beraber çocukluğuna, öğrencilik yıllarına doğru kısa kısa yolculuklar yapıyor, zihnindeki ailesine olan özleme tanık oluyoruz.

Yazar mahkûmun geride bıraktığı anne, çocuk ve kadın figürlerine gönderme yapar. Sonuçta her insanoğlu bu hayatta kendine sefil veya soylu bir aile kurar. İnsanlar yalnız değildir. Birini infaza mahkûm ettiğinizde ailesini de sonsuza değin sürecek bir acıya mahkûm edersiniz. Victor Hugo’nun eseri kaleme aldığı dönemde oldukça cesur olduğuna inanıyorum. Yazarlar ve şairler tepkilerini o an için sessiz gibi gelse de kaleme alarak belli ederler. Kitaplar ise bu utanç verici devir son bulduğunda yapılanları hatırlatmak üzere yüzyıllarca başka kimseler, ırklar tarafından okunmaya devam eder.

Baba karakterinin özellikle arkasında üç yaşında küçük bir kız çocuğu bırakması taş kalpli yüreklere dokunmak için özel bir resim çizer. Her ırkta kız çocuklarının büyürken baba figürüne ihtiyaç duyduğunu biliriz. Ey İnsanlar! Der Victor Hugo, bu adam her ne yapmış olursa olsun, ne günah işlemiş olursa olsun hayatını almayı ve bir çocuğu babasız, bir kadını kocasız, bir anneyi evlatsız bırakmaya değer mi?

Özellikle son zamanlarda Türkiye’de başlayan idam çığırtkanlığının yıllar öncesinde Fransa’da ne denli berbat bir etki yarattığını okumak, bu çığırtkanlığa son vermek için Victor Hugo 1829 yılından bize ışık tutacaktır.

Kitap oldukça melankolik, ağır ve acı dolu. Hassas yüreklerin bu çığırtkanlığa uymayacağına dair umudum fazlasıyla yoğun ancak taşlaşmış kalpler için harika bir roman. Can almanın o kadar da hevesli bir yanı olmaması gerektiğini hatırlatan bir roman.

Bir İdam Mahkumunun Son Günü - Hasan Ali Yücel Klasikleri (Victor Hugo) -  Fiyat & Satın Al | D&R

Romana dair etkileyici alıntıları aşağıda bulabilirsiniz;

“..Toplumsal kriz esnasında bütün giyotin sehpalarının en iğrenci, en lanetlisi, en uğursuzu olan ve kökünden kazınması en çok gerekenin siyasi giyotin sehpası olduğunu söylemek zorundayız”

“Toplumsal ahlakın her geçen gün çöktüğünü kabul etmeliyiz.”

“Ne yazık! Ölüm ruhumuzu ne hale getirecek? Onu nasıl şekillendirecek? Ondan ne alıp ne verecek? Onu nereye yerleştirecek? Bazen dünyaya bakıp ağlaması için etten gözler bahşedecek mi? Ah bir rahip! Bir rahip bunları bilir!…”

“Demek yaşamak istediğim tek yer olan o hafızadan şimdiden silindim! Nasıl olur? Şimdiden baba değilim…”

“Ah! Sırtlanlar gibi haykıran iğrenç halk! Buradan kurtulamayacağımı, bağışlanmayacağımı kim bilebilir?..”

Kaynakça: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi