Bir Söylenceyi Tanımlamak

Tutku, Trajedi, Savaş ve Kahramanlık Serüvenleri

Basit bir tanım yapmak gerekirse, söylence (mit), kısmen kurgu kısmen gerçek bir öyküdür ama çok daha derin nitelikler taşır. Mitoloji uzmanları bir söylencenin tüm niteliklerini kapsayan tam bir tanımını yapmaya çalıştılar.

Bu kadar minik bir sözcüğün yaşamın anlamı gibi yüce fikirleri büyük ölçüde hem tanımlayabilmesi hem de açıklayabilmesi ne kadar gariptir. Eksiksiz bir tanımlama yapılamamış olmasına şaşmamak gerek.

Genelde söylence sözcüğü kurguyu ya da kısmen gerçek bir öyküyü dile getirir. Örneğin, medyada, herkesçe doğru olarak bilinen bir inanışın yanlış olduğu belirtmek istendiğinde “söylence” sözcüğü kullanılır. Oysa söylenceler yanlış inanışlardan ya da uydurulan öykülerden çok daha fazlasını kapsar. Mitoloji uzmanları bir söylencenin tüm içeriğini kapsayacak tam bir tanım yapmaya çalıştılar. Söylenceler kökenle -kim olduğunuz ve nereden geldiğinizle – ilgili olabilir. Belli değerleri ortaya koyabilirler ya da doğal olayları açıklamaya çalışırlar. Söylenceler çoğu kez dinle bağlantılıdır ve bazıları sonsuzluğa yönelebilir.

Bu yazı Yunan ve Roma mitolojisine odaklanıyor ama söylenceler bundan ibaret değildir. Diğer kültürlerin de -örneğin Japonlar, Amerika yerlileri, Hintliler, Çinliler, İskandinavyalılar, Afrikalılar, Keltler, Avustralya yerlileri ve Mısırlıların da- kendi söylenceleri var. Bu öyküler birbirlerinden çok farklı olsalar da, tüm söylencelerin belli başlo özellikleri ortaktır. Bu benzerlileri incelemek, söylenceye dair geçerli bir tanım oluşturmak için başlangıç noktası sunar.

Söylenceler Yaratmak, Olayları Açıklamak

Söylence, kendisini diğer öykü türlerinden farklı kılan bazı karakteristik özelliklere sahiptir. Bunlardan biri söylencenin oluşum biçimidir. Diğer öykülerden farklı olarak söylenceler tek bir yazar tarafından yaratılmaz. Bir söylence anlatıldıkça evrilir. Uzamanlar mitoloji kültürünün, o kültüre sahip kişilerin ağızdan ağza aktarımıyla oluştuğunu belirtiyor. Biri bir öykü anlatır, sonra dinleyenler onu başkalarına anlatır, onları dinleyenler bunu tekrar aktarır ve bu böylece sürüp gider. Söylenceler tekrar tekrar anlatıldığı ve kişiden kişiye aktarıldığı için çoğu kez aynı öykü farklı biçimler alır.

Söylence, yüce bir güç ya da kişilik içeren dini bir öyküdür. Söylencelerdeki tanrılara, tanrıçalara ve diğer doğaüstü varlıklara tapınılır ya da saygı duyulur. Onu yaratan kültürde söylence kutsal ve gerçek olarak benimsenir.

Söylence, evrenin ya da dünyanın oluşumu gibi bilinmeyenleri açıklamaya çalışabilir. Aynı zamanda herkesi insan deneyimlerinin anlamı ve amacı konusunda sorguladığı daha geniş ve temek konuları yanıtlamaya çalışır.

Her söylence daha geniş bir mitolojinin, belli bir kültürdeki öykülerin bir parçasıdır. Mitolojiyi oluşturan söylenceler paylaşılan kişiliklerle (içerdiği tanrı ve tanrıçalarla), tarihsel olgularla (Truva Savaşı gibi) ya da ortak konularla (aşk ve seks gibi) birbirine bağlı olabilir. Bir kültürün mitolojisi; kimlik, ortak değerler ve amaçlar aşılayan toplumsal gerçekler içerir.

Eski Sorular

Atalarımız da tıpkı bizler gibi bilgiye açtı. Çoğu, günlük yaşamlarında olup bitenlerin açıklanmasını istiyordu. Kimileri daha ileri giderek evrenin yapısını sorguluyordu. Sorunun önemi ya da boyuu ubir yana, merak onları sorgulamaya yönlendirdi. Böylece yanıtlanamayan soruları yanıtlamak için söylenceler oluşturuldu.

Söylenceler bu devasa soruları yanıtlamaya çalışmakla yetinmeyip günlük olguları açıklamaya da yöneliktir:

  • Belli takımyıldızların oluşumu
  • Güneşin geceleri neden yok olduğu
  • Birtakım yaratıkların yaptıkları şeyleri neden yaptıkları (örneğin örümceklerin neden bir ağ ördüğü)
  • Kötülüklerin -hastalık, ölüm, keder- dünyaya nasıl ulaştığı
  • Ateşin Nasıl bulunduğu
  • Mevsimlerin değişimi vs.

Yunanlılar ve Romalılar bu soruları söylencelerle yanıtladılar. Söylencelerin bu açıklayıcı niteliği oluşumlarında büyük önem taşır. Büyün dinlerde olduğu gibi, klasik mitoloji de her zaman var olan bu sorulara kesin yanıtlar vermeye çalışmıştır.

Her Okur İçin Bir Öykü

Eğer savaş ve savaşta sergilenen kahramanlık öykülerine meraklıysanız klasik mitolojinin heyecan veriçi savaş sahneleriyle dolu olduğunu görmek sizi mutlu edecek. Atalarımız müthiş savaşçılardı ve söylenceler onların savaşlarını ayrıntılı olarak anlatır. Örneğin Truva Savaşı birçok ayrıntılı savaş tasviri içerir.

Korku tutkunları klasik mitolojide inanılmaz çeşitlikte canavarlarla tanışacak; bazılarının yatağınızın altında gizlenmiş olabileceğini asla düşünmezdiniz. Yüz başlı Typhon’dan çocukları yiyen Minotor’a kadar, klasik mitolojideki canavarlar tüylerini diken diken edecek, hatta geceleri uykularınız kaçıracak.

Macera, trajedi, savaşlar, ve canavarlar yalnızca bir başlangıç. Bunun yanı sıra büyücülük ve intikam, cinayet ve gizem, suç ve ceza, tutkulu aşk ve baştan çıkarma öyküleriyle de karşılaşacaksınız. Aşk ve seks mitolokide önemli bir rol oynar; bunlara skandallara yol açan ilişkiler (Afrodit ile Ares) ve gerçek aşk öyküleri de dahildir (Perseus ve Andromeda).

Böylesine çeşitli öykülerle dolu klasik mitolojide herkes için bir şeyler bulunur!