Hayalperest Bir Gezegen – Neptün

neptün

Gezegenler sistemine 1846 yılında kıymetli alman astronom Johan Gottfried Galle tarafından keşfedilerek girmiştir. Zodyak çevresini yüz altmış beş senede dolaşan mavimsi gezegen, diğer gezegenlerin aksine katı bir yüzeyi bulunmaz. Güneşe en uzak gezegen olarak bilinen Neptün, gaz gezegenler sınıfında yer almaktadır.

Gezegen, Yunan mitolojisinde karmanın efendisi Kronos ile Rhea’dan doğma ikinci erkek çocuk Poseidon ile özdeştirilmiştir. Homeros onu Zeus’un erkek kardeşi olarak tanımlar, Poseidon’un Zeus’a olan itaati, babasını devrederek onu ve diğer kardeşlerini kurtaran kaçınılmaz bir gereklilikti. Ancak gücü ve hiddeti en az Zeus kadar bilinen tanrılardan biriydi. Roma mitolojisindeki karşılığı Neptün olan denizlerin tanrısı mitolojik öykülere göre zamanın çoğunu derin suların altında, eşi Amphitrite’yle altın saraylarında geçirirmiş.

Poseidon’un denizlerle ilişkilendirilmesi gibi Neptün de sularla, hava olaylarıyla bağlantılıdır. Üstelik etrafının gazlarla çevrili olması bu gezegende yaratıcı bir hayal gücünü tetikler. Astrolojide bilinçdışı ile ilişkilendirilen Neptün, en farkında olmadığımız, sislerin altında kalan konuları ele almayı sever. Neptün’ün kelimelerinde; sarhoşluk, sis, medyumluk, hayal gücü vb. vardır. Maddesel dünyada zaman zaman zorlanan Neptün; duyarlılık, davranışta belirsizlikler, estetik kaygı ve yaratıcılık içinde dolanıp duran bir gezegendir. Dünyevi yaşantının getirdiği monotonluk, tekdüzelik ve gerçeklik onu rahatsız eder. Âdeta merdiven altında saklanarak tüm gün hayal dünyasında yaşamak isteyen çocuk gibidir.

Maddesel dünyanın içinde boğulan Neptün kaçmak için alkol, uyuşturucu gibi zararlı maddelere eğilim gösterebileceği gibi, ulaşılamayacak hayaller yaratmak, romantik yanılgıların içinde dolaşmak, bilgisayara veya televizyona hapsolmak, insanı gerçeklikten koparak her türlü mistik deneyimler peşinde koşturabilir.

Elbette gezegenin konumunu, bulunduğu burcu ya da açıları kendi hayatlarımızda iyicil etkilerle kullanmaya gayret edebilir, Neptün’ü tıpkı deniz tanrısı gibi kollayıcı bir görevle hayatlarımızda aktif etmeye özen gösterebiliriz. Neptün kişiye vizyonlar, rüyalar aracılığıyla yol gösterebilir. Mantığın zaman zaman durduğu anlar olaylar yaşarız. Böyle anlarda sezgilerimiz hayat yolculuğunda çıkagelen sorunları çözmek için bize ışık olacaktır. Bu da Neptün’ün çözülme, bulanıklığın içinde yolunu rahat bulma ve vizyon özelliklerini doğurur ve kişiye büyük bir farkındalık sağlar.

Kişiye güçlü bir ruhsallık katabileceği gibi gölge yönüyle hayal dünyasında boğulan karakterde doğurabilir. Hayalleri, rüyaları, özlemleri, özveriyi temsil eder. Hayal dünyasındakiler için oturup bekleyen, suni ortamlar yaratan kimlikler savunmasız ve bağımlı kalabilmektedir. Zihnin bu bölümünde “gerçek yaşamın sınırlarını” kabullenmeme, inkâr etme vardır. Bu yerde insan zihni karmaşıklığa, bulanıklığa, yanlış inanç ve beklentilere karşı dikkatli olmalıdır.

Neptün tıpkı Uranüs gibi kitlesel bir gezegendir ve burç konumu kolektif olarak hizmet etmektedir. Nesillerin oluşmasını sağlayan gezegenlerden biridir. Ev konumları ve açıları Neptün’ü doğum haritalarında kişiselleştiren, özelleştiren konumlardır. Neptün evi, kişinin ince duygu ve düşünce kimliğinin nerede geliştirdiğini, içgüdülerinin hangi konularda çalıştığını, üçüncü gözümüzün sahip olduğu görme alanının neresi olduğunu temsil eder. Ancak Neptün’ün gerilimli açıları varsa bu açılar kişinin bilincinde karmaşaya, yanılsama ya da bağımlılığa neden olabilir.

Neptün balık burcunda yönetici, yengeç burcunda ise oldukça güçlüdür. Realizmin burcu başakta zarar görür ve kendini rahatsız hisseder. Kendi sınırlarından ve sürekli olarak maddi dünyanın sınırlarından kaçma eğilimi gösteren dürtülere sahiptir. Ruhsal boyutta ciddi deneyimler ve olgunlaşmaların aşığıdır. Ay kişisel bir bilinçdışını sunarken, Neptün kolektif bilinçdışına ışık tutar, toplumların bilinçdışını anlamamıza yardımcı olabilir.