Japon Mitolojisi | Shoki & Parmak Çocuk Hikâyesi | İblisler, vampirler ve Diğer Ruhani Varlıklar

Bir zamanlar çocukları olmayan yaşlı bir çift, Sumiyoşi Tanrısı’na bir çocuk sahibi olabilmek için dua ediyorlarmış. Duaları kabul olmuş ve bir parmak boyunda küçük bir çocukları olmuş.

Japon halk hikayelerinde şeytanların karşıtı olarak, Shoki kişiliğine bürünmüş baş melek Mikail’e benzer bir figür vardır. Sekizinci yüzyılda Çin’de yaşadığı söylenmektedir. Hikâye, remi kariyerinde başarısız olduktan sonra kendini öldürmesiyle biter. Ancak imparator, ölümünden sonra ona büyük saygı göstermiştir ve o, imparatorluk sarayını iblislere karşı korumayı görev edinmiştir. Süslü bir taç takan, dönemin Çinli devlet görevlilerinin kıyafetini giyen ve kılıç tutan bir dev olarak tasvir edilir. Öfkeli gözleriyle dik dik bakar ve yanakları sakallarla kaplıdır. İblisleri acımasızca avlar ve iblise eziyet ettiği tasvirlerinde devasa figürü ile ufak çirkin arabozucu arasındaki zıtlık son derece güldürücüdür. Shoki figürüne, veba ve hastalıkların kötü ruhlarının defedildiği bir festival olan Japonların Mayıs Günü’nde göndere çekilen bayraklarda her zaman rastlanır.

Onilerin bazılarının Daikoku’nunkine çok benzeyen ve arzu edilen her şeyi bağışlayabilen doğaüstü bir tokmağa sahip olduğu söylenir. Bu konuyla ilgili “İssun-boşi” (Parmak Çocuk) isminde bir hikâye vardır:

Parmak Çocuk

Bir zamanlar çocukları olmayan yaşlı bir çift, Sumiyoşi Tanrısı’na bir parmak boyunda olsa bile çocuk sahibi olabilmek için dua ediyorlarmış. Duaları kabul olmuş ve pigme bir çocukları olmuş. Kıvrak bir zekaya sahip olan bu çocuğa ailesi İssun- boşi (parmak çocuk) ismini vermiş. Fiziksel olarak değil, yaş olarak büyüdüke dünyayı görmek istemiş ve imparatorluk başkenti Miyako’da iş hayatına atılmış. Ailesi ona kumanya vermiş ve cüce çocuk nehirleri geçerken tekne ve dümen olarak kullandığı bir ahşap parçası ve yemek çubuklarını kürek olarak kullanarak seyahatine başlamış. Miyako’ya vardığında soylu bir adamın hizmetine girmiş ve kısa sürede faydalı bir hizmetkâr haline gelmiş.

Bir gün evin prensesine Kiyomizu tapınağına kadar eşlik etmiş. Geri dönüş yolunda bir Oni yollarını kesip onları mideye indirmekle tehdit etmiş. Zeki ve cesur İssun-boşi, Oni’nin ağzının içine zıplamış; Oni’nin ağzını ve burun deliğini bir raptiye olan kılıcıyla yaralamış. Acıyı katlanılmaz bulan Oni, bu minicik tuhaf saldırganı aksırarak dışarı atıp zarar görmeden kaçmıştır. Oni kayıplara karıştığında prenses, belli ki kaçışı sırasında Oni’nin arkasında bıraktığı, bir tokmak bulmuştur. Oni’nin yanında her türlü dileğin gerçek olmasını sağlayan bir tokmak taşıdığını bildiğinden, İssun-boşi’nin insan olması gerektiğini haykırarak tokmağı havaya kaldırıp sallamıştır. Parmak çocuk anında soylu bir adama dönüşmüş. Prenses, kendisini Oni’den koruduğu için İssun-boşi’ye; İssun-boşi ise, kendisini insan haline getirdiği için prensese minnettar olmuş. Bunun üzerine ikisi evlenip sonsuza dek mutlu yaşamışlar.