Kadın Kaçırmanın Kökeni

Io ve Europa, aynı kaderi paylaşan, kıtalara isimler veren kadınların hikayesi ve kökeni.

Güneş Titanı Helios, atlamıştı at arabasına, güneşi tepeye doğru son hızla çekiyordu. Fenike’de Sidon şehri, yükselen güneşle birlikte yeni bir güne uyanıyordu. Kader tanrıçaları Moriaların ördüğü ağlar, bugün Sidon kentinin soylu ailesinin fertlerinin hayatını sonuna kadar değiştirecekti. Nesiller önce Argos kentinde yaşananlar, Fenike’de kendini tekrarlayacaktı.

Kadın kaçırma, Yunan Mitolojisindeki ana motiflerden biridir. Ölümlü, ölümsüz erkek fark etmeksizin, güzel kadınlar kaçırılır sürekli. Hatta, Anadolu’da hala yaşayan eski, çirkin bir gelenektir. Kadının istekli olup olmaması önemli değildir hikayelerde. Kadın kaçırılır ve kaçırana şanlı oğullar doğurmakla yükümlüdürler. 

Heredot’a göre, kadın kaçırma davasını Fenikeliler başlatmıştır. Fenikeli tüccarlar Yunanistan anakarasındaki Argos kentine çapa atıp, mallarını sergilemeye başladığında, bir grup kadın gelir. İçlerinde kral İnakhos’un kızı İo da vardır. Fenikeliler mallara bakan kadınlara saldırır ve İo ile birlikte bir grup kadını kaçırırlar. Fenikelilere göre ise olay böyle olmamıştır. İo’nun gemi sahibi ile ilişkisi olmuş ve gebe kalınca, babasına söylemekten utandığı için, kendi isteğiyle memleketinden ayrılmıştır. Bu da, Asya ve Avrupa arasındaki amansız kadın kaçırma olaylarının başlangıcı olmuştur. Yıllar sonra, İo’nun soyundan gelen Europa’yı, Yunanlılar bu sefer Fenike sahillerinden kaçıracaktır. Heredot’a göre, kadınlar razı olmasa, onları kaçırmak olası değildir. Bu yüzden, Truva’ya kaçırılan Helen için ordu toplayan Yunanlılara veryansın eder. Truva Savaşı yüzünden, Asya ve Avrupa arasında düşmanlığın temellerinin atıldığını da not eder. 

Peki mitolojik hikayeler, İo’nun kaçırılmasını nasıl anlatır? Aiskhylos’un ünlü trajedisine göre İo, her gece rüyasında Zeus’u görmektedir. Kendisine musallat olan rüyaları anlattığında, babası hemen bir kahine danışır. Gelen yanıt nettir, eğer İo’yu ülkesinden kovmazsa, Zeus, ülkeyi telef edecektir. Bu yüzden kral İnakhos, kızı İo’yu ülkesinden kovar. Daha sonraki Antik Roma yazarlarına göre İo ya haydutlar ya da Zeus tarafından kaçırıldığında, İnakhos kızının peşine düşmüştür. Kısacası, kızını kaybetmeyi o kadar kolay göze alamamış bir baba figürüdür. Sonra hikaye daha fazla olağanüstü ögeler barındırarak devam eder. Karısı Hera’dan korkan Zeus, İo’yu bir düveye dönüştürür. Hera olan bitenden kuşkulandığından düveyi kendisine hediye etmesini ister kocasından. Zeus, korkudan kabul edince, Hera düveyi alır ve başına yüz gözlü devi, bekçi olarak diker. Bu bekçinin o kadar çok gözü vardır ki hiç uyumaz. Zeus, sevdiği kadının düştüğü durumdan çok mahcuptur. Hemen Hermes’i gönderir kızı kurtarması için. Hermes flütünü çalmaya başlayınca, yüz gözlü dev tamamen uykuya dalar. Böylece, Hermes bekçiyi katleder ve İo’nun kaçmasını sağlar. Hera, bekçisinin öldürüldüğünü öğrenince, kahrolur ve önce bekçinin gözlerini alır, tavus kuşunun kuyruğuna takar. Sonra da İo’nun üzerine bir at sineği musallat eder. Zavallı İo, at sineğinin ısırığından kurtulmak için bütün dünyayı dolaşır durur. Bir ara, İstanbul Boğazı’ndan geçer de oraya adını verir: Bosphorus yani İnek Geçidi. Hatta sinekten kurtulmaya çalışırken kafasını öyle bir sallar ki boynuzlarını karaya vurur, Golden Horn yani Haliç’i ortaya çıkarır.  Kafkas dağlarının tepesinde, zincire vurulmuş Prometheus ile karşılaşınca, daha çok diyar diyar gezeceğini öğrenir. En sonunda Prometheus’un dediği gibi olur. Afrika’ya gelince, Zeus onu tekrar eski formuna getirir ve oracıkta beraber olurlar. İo’nun soyundan gelen kadınlardan biri Afrika kıtasına adını verir: Libya. Öteki ise, Fenike sahillerinden kaçırılan Europa’dır; aynı şekilde Avrupa kıtasına adını verecektir.

Juno, Jüpiter’i Io ile Yakaladı, Pieter Lastman

Heredot’un bahsettiği Fenikeli gemiciler, mitolojik öykülerde genellikle Zeus’tur. Tıpkı Heredot’un anlattığı gibi, kadın kaçırma öykülerinin sonu yoktur tarihte. Tecavüzler ve kaçırılmalar, o zamanların dini, yani mitolojik öykülerle meşrulaştırılır. Baba İnakhos, bazen kızını sevmeyen bir baba olarak çıkar karşımıza, bazen de kızı için donanma kuran bir baba. İo, bazen kaçırılan zavallı bir kadın bazen gebe kaldığı için memleketinden ayrılmayı kabul eden daha zavallı bir kadındır. Mitolojik öyküler de onun çilesine çile ekler. Ama kimse fark etmez, İo, aslında birleştirici güçtür. Avrupa ile Asya’yı ayıran İstanbul Boğaz’ı, bugün bile, boşuna onun adıyla anılmaz. Aslında bu bitmek tükenmek bilmeyen savaşların sebebi ortadır. Hiçbir hikayede, İo’nun ne hissettiği sorulmaz. Gerçekten Zeus’u sevmiş midir? Gerçekten gemi kaptanına aşık mıdır? İo, bir erkek gibi kısa süreli keyif sürmek, cinselliği yaşamak hakkına sahip değildir. Bekareti ve doğurgan vücudu, dünyayı beslerken, İo’yu da tutsak eder. Kıtalar arasında, kaçırılan, tecavüze uğrayan, yeni soylar yaratıp yine aynı sefaleti izleyen, milyonlarca kadından ismi kalmış nadide bir tanesidir. Yine de hiçbirimiz durup şunu kendimize sormayız: Peki İo nasıl olsun isterdi?

Gerçekten de Asya ile Avrupa arası tarih boyunca hiç iyi olmamıştır. Bunun sebebi kaçırılan kadınlar mıdır bilinmez. İskender her yeri fethedince, kısa bir süre birbirlerine bakmışlar, birazcık kaynamışlar ve sonra da kaldıkları yerden düşmanlığa devam etmişlerdir.

İo, Europa, Helen ve daha nicesi ise kıtaların arasındaki savaşta yitip gitmiş gerçek kahramanlardır.

Europa’nın Kaçırılması, Noël-Nicolas Coypel III (1690-1734)