Kehanet Merkezleri

kehanet ve falcılık

Kehanet, antik dönemde oldukça popüler bir alandı ve birçok yerde, kehanet merkezleri inşa edilmiştir.

Geçmiş uygarlıkları incelediğimizde, neredeyse “kehanet” ve “falcılık” ile ilgilenmeyen hiçbir toplum bulamayız. Geleceğe dair merak duygusu, çeşitli inançlar ortaya çıkarmıştır. Uçan kuşlardan, doğada görülen herhangi bir olayın yorumlanmasına kadar ya da hayvanların iç organlarına bakarak tahmin yürütmek gibi çeşitli yöntemlerle geleceği tahmin etmek, Yunan mitlerinde oldukça popülerdir. 

Mitlerin ötesinde, antik dönemdeki insanlar, çeşitli yerlerde bilicilik merkezleri inşa etmişlerdir. Bunların arasında en popülerleri Dodona, Delfi, Didyma ve Klaros’tur. Özellikle Anadolu’da birçok yerde bilicilik merkezi vardı: Khalkedon, Troya, Bergama, Gryneion, Smyrna, Erythrai, Klaros, Milet, Didyma, Halikarnasos, Kaunos, Hierapolis, Sagalassos, Alabanda, Perge, Side, Telmessos, Letoon, Sura, Patara’yı örnek verebiliriz. İnsanlar bu merkezlere gelerek, evlilik, çocuk sahibi olma, ticaret ya da yolculuk gibi konularda kahinlere danışırdı. Kısacası, vatandaşlar kişisel meseleleri için bilicilere danışır ve kararlarının sonucu öğrenmeye çalışırdı.

Yunan dünyasında, tanrıların bilicilik yeteneği olduğuna inanılırdı. Baş tanrı Zeus, Dodona’da rüzgarla hışırdayan bir meşe aracılığıyla kehanetlerini insanlara aktarırdı. Zeus’un oğlu Apollon ise, Delfi’deki Python’u (yılan) öldürerek kehanet tanrısı olmuştu ve Delfi’de bilicilik merkezi kurmuştur. Yılın dokuz ayı hizmet veren tapınakta, tanrının sözlerini ileten kahinler bulunurdu. Bu kahinler bir nevi çılgınlık halinde öngörülerde bulunurlardı ve tanrının onların içine girdiği düşünülürdü. Bu kadınlara “Pythia” denirdi. 

Pythia’lar, Apollon ile iletişime geçmek için önce Kastalia Kaynağında banyo yapar ve keçi kurban ederdi. Sonra tapınağa gidip, arpadan yapılmış yemeğini yiyerek, hiç sönmeyen ateşe defne yaprakları atardı. Defne, Apollon’un kutsal bitkisiydi. Bir zamanlar dünyanın merkezi kabul edilen omphalos (kutsal taş) ve çukura yerleştirilmiş üç ayaklı kazanın üzeri kapatılırdı. Phytia, bunun üzerine oturur, çukurdan gelen gazı soluyarak ve elindeki defne dalını sallayarak transa geçerdi. Böylece kendinden geçerek öngörülerde bulunurdu.

Oldukça zahmetli olan süreç yüzünden ziyaretçilerin hepsine hizmet vermek imkansızdı. Dolayısıyla, danışanlara hızlı yanıt vermek için siyah-beyaz fasulye kullanılarak “evet-hayır” falına bakılırdı. Antik yazarlara göre, en popüler kehanet yöntemi “Hydromanci” adı verilen su ile öngörüydü.

Ayrıca günümüze Delfi kehanet merkezi hakkında bazı hikayeler de ulaşmıştır. Örneğin, Lidya Kralı Kroisos, Perslere savaş açıp açmamak için Delfi kahinine danışır ve “büyük bir imparatorluğu yıkacağı” yanıtını alır. Pers İmparatorluğunu yıkacağını düşünür ve savaşı başlatır, ancak Lidya İmparatorluğu kaybederek yıkılır. Diğer bir hikaye ise Efes Antik Kenti’nin kuruluşu ile ilgilidir. Atina prensi Androklos, yeni bir kent kurmak için Delfi kahinine danışır. “Size bir balık işaret edecek, bir domuz da yol gösterecek” şeklinde olur. Androklos bir gün arkadaşları ile balık pişirirken, yanan bir kor parçası çalılara sıçrar ve tutuşan çalıların arasından bir yaban domuzu çıkar. Androklos hemen yaban domuzuna atılır ve öldürür. Delfi kahininin kehanetini hatırlar ve böylece, kenti Efes’i bulunduğu konumda kurar.

Kahine Danışırken, John William Waterhouse

Anadolu’daki en ünlü kehanet merkezleri Didyma ve Klaros’tur. Bu kentlerin yakınındaki su kaynakları kutsal sayılırdı. Klaros’ta öngörüler su ile yapılırdı. Mitlere göre, Klaros’taki merkezi Thebai’li kör bilici Teiresias’ın kızı Manto, Apollon’un emri üzerine kurmuştur. Ayrıca Klaros’ta Argonotlar Seferi’ne katılan Mopsos ve Troya Seferi’ne katılan Kalkhas gibi ünlü bilicilerin görev yaptığı da anlatılmaktadır. Kalkhas, Troya savaşının uzun süreceğini öngörmüştür. Yunan ordusu, Troya’ya yelken açmak için Avlis’te toplandığında elverişli rüzgarlar çıkmaz. Komutanlar sebebini Kalkhas’a danıştıklarında, Agamemnon’un Artemis’i gücendirdiğini ve Agamemnon’un kızı İfigenya’yı kurban etmesi gerektiğini öğrenirler. İlyada’da Apollon, Agamemnon’a kızıp orduya veba salgını gönderdiğinde, bu illetten kurtulmak için Kalkhas’a danışılır. Ayrıca, Kalkhas, kendisinden daha becerikli bir kahine rastladığında öleceğini öngörmüştür ve kehaneti, Mopsos ile karşılaştığında gerçekleşmiştir. 

Dydima’nın kuruluş efsanesine göre, Apollon, yörede çobanlık yapan Brankhos’a aşık olur ve ona bilicilik yeteneği armağan eder. Bunun üzerine Brankhos, bugünkü Apollon Tapınağı’nın bulunduğu yere bilicilik merkezini inşa eder. Başka bir hikayeye göre Brankhos, Apollon’un, Miletos’lu bir kadından doğma oğludur. Erişkin olduğunda, bir korulukta dolaşırken babasına rastlar ve tanrı ona nefesi ile kehanet yeteneği hediye eder. Dydima’da kahinler, ilk önce üç gün oruç tutarlar ve yıkanmazlar; bu süre boyunca tapınakta dinlenirler. Sonra ayaklarını ve cüppelerini kutsal suda ıslatıp, suyun buharını içine çekerler ve kehanette bulunurlar. 

Delfi’de kahinler kehanet sırasında görülmez ama sesleri duyulur; Dydima’da ne görülür ne de sesleri işitilirdi. 

Yine bu kentlerle ilgili de ünlü hikayeler anlatılagelmiştir. Örneğin İskender, Smyrna’da Pagos dağına avlanmaya çıkar ve dinlenirken gördüğü rüyada yeni Smyrna’yı burada kurması gerektiğini öğrenir. Klaros’taki kahine danışınca, “Kutsal Meles çayının dışındaki Pagos’da oturacak halk üç hatta dört kat daha mutlu olacak” yanıtını alır ve yeni Smyrna’yı Pagos dağında kurar. 

Kısacası, geleceği bilme isteği, antik dönem insanlarını çeşitli ritüeller icat etmeye yöneltmiştir. Yunan mitlerinin çoğunda, biliciler önemli görev yaparlar ve tanrılar aracılığıyla olayları yönlendirirler. Buna karşılık, antik dünyada insanlar geleceği bilme ve karar verme arzusuyla tapınaklar inşa etmişler ve çeşitli yöntemlerle geleceği tahmin etmeye çalışmışlardır. Birçok kentin kuruluş efsanesinde, ünlü bilicilik merkezlerinden alınan kehanetler yer alır. Bugün bahsedilen ritüeller çağdaş insana tuhaf gelebilir ancak günümüz insanı da kendi yeni ritüellerini uydurarak, antik dönem insanı ile arasındaki bağı koparmamıştır. 

Apollon’un Delfi Sunağı Rekonstrüksiyonu, Albert Tournaire

Kaynakça:

[1] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1793944