Küçük Prens – 4. Bölüm

küçük prens

Öykünün devamında önemli sembolikler bilinçaltımıza etki etmeye, öğretici bir tavırla kaleme alınmaya devam eder. Küçük Prens’in geldiği gezegen belli ki bilinen, adı konulan gezegenlerden biri değildi. Jupiter gibi büyük olmadığı kesindi!

Böylece Pilot karakteri bir teoriye sıkı sıkıya tutunarak onun Türk Gök Bilimci tarafından keşfedilen gezegenden geldiğine inanır. Bu gezegen B-612 adı ile anılırmış. Bu asteroid ilk kez 1909 yılında keşfedilmiş. Uluslararası Gök Bilimciler kongresinde keşfini büyük bir heyecanla sunan bilim adamı maalesef yetişkinlerin dünyasında pek ciddiye alınmamış, sözleri kimsenin yüreğini hoplatacak kadar önem kazanmamış. Bilim adına büyük bir keşif yapan gök bilimcinin bu saygısızca yaklaşımla karşı karşıya kalmasının nedeni ise kıyafetleri imiş.

Toplantının ilk seferinde üzerinde şalvarı, fesi ve cepkeniyle gelen bilim adamı yetişkinlerin dünyasına, toplum bilincine aykırı olduğu için dinlenmemiştir. Ah şu yetişkinler… Yazar bu noktada öğretici olarak dış görünüşe takılıp kalanları gösterir. Kelimelerimiz, hayallerimiz ya da hedeflerimiz yetişkinlerin dünyasında her zaman ikinci planda kalmıştır.

Onların dünyasında pahalı ve şık kıyafetler, sayılar, ün önemlidir.

Bir süre sonra bir Türk liderinin getirdiği kıyafet düzenlemeleri yapar. Önemli buluşu hiçe sayılan bilim adamı takım elbisesiyle 1920 yılında yeniden bir kongreye katılarak B-612 keşfini anlatır. Üstelik yıllar sonra, yalnızca giydiği kıyafetlerle ciddiyeti ve dinlenme takdirini elde edebilmiştir. Görüyorsunuz ya, Pilot karakteri dış kabuktan, uyum sağlamaya çalıştığı benliğinden ne denli şikâyetçi. Yargılardan, yetişkinlerin algı dünyasından bunalmış bir adam oluvermiş.

Bölümün devamında kurulan cümleyse dördüncü bölümün arter damarı gibidir;

Eğer büyüklere, “Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı: pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var,” derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara, “Yüz milyonluk bir ev gördüm,” dersiniz, işte o zaman size, “Oo, ne kadar güzel bir evmiş!” derler gözlerini koca koca açıp…

Büyükler böyledir. Beyinlerinin yaratıcılık ve hayal gücünün eşsiz dünyasından gittikçe uzaklaşan zihinleri dünya üzerinde olanlara, kanıtlanabilir olanlara yönelmiştir. Çocuklar ise hayal dünyalarının renkli bulutları üzerinde gezinir dururlar. İnsanı mükemmel bir yetişkin yapacak şey, zaman zaman pembe bulutların olduğunu hatırlaması olabilir mi? İç benliklerinin yaratıcı ve sezgisel olana ihtiyacı olduğunu kabul etmeleri gerekir.

Tıpkı Pilot karakteri gibi yaşamın içinde sıkışıp kalmış, sayıların içinde yüzmeye çalışan binlerce yetişkin yaşar. Yazılan Küçük Prens öyküsü yazarın kendi iç benliğini arama yolculuğunda biz yetişkinlere ışık tutan umut dolu bir eserdir. Göklerde parlayan yıldızlara ulaşmak, iç kimliğimizi yeniden hatırlamamızla başlayacaktır.

Arkadaşım hiçbir zaman bana tam bir açıklama yapmadı ki. Benim de kendisi gibi olduğumu düşündü belki, kim bilir? Ama şimdi açık konuşalım, ben kutuların içindeki koyunları göremiyorum. Belki de büyükler gibiyim biraz. Büyümek zorunda kaldığımdan olacak.

Öykünün bir sonraki bölümünde Pilot soru sormayı bırakmıştır. Küçük Prens konuştukça öğreniyor, keşfini gönüllü bir sessizlikte sürdürür. Ancak içten içe çocuğun düşüncelerinin yavaşlığından, olayları anlatırken ki ağırlığından bir nebze olsun rahatsız olduğunu hissedebiliriz. Koyun sembolizmine bu bölümde de bir atıfta bulunma vardır.

Küçük Prens birden endişeyle“Koyunların küçük çalıları yediği doğru mu?”diye sorar.

“Evet, yeler.”

“Hah, neyse…”

Bu ciddi paniğe karşı anlam veremeyen Pilot merak içindeyken Küçük Prens “Baobap ağacını da yerler öyleyse,” der. Ancak baobap ağaçları öyle ufak, çalı grubundan değildir. Pilot, büyük bir özveriyle bu ağaçların kale gibi kocaman olduğunu, bir fil sürüsünün bile bu ağacı yiyip tüketemeyeceğini anlatır.

“O kadar büyümeden önce de baobaplar da küçük oluyorlar”

“Çok doğru, ama koyununun küçük baobap ağaçlarını yemesini neden istiyorsun ki?”

Küçük Prens’in ülkesinde iyicil ve kötücül bitkiler olurmuş. İyi bitkilerin tohumu iyi, kötü bitkilerin tohumu kötü olurmuş. Eğer güneşe doğru uzanan tohum bir gülün ya da turpun ise sorun olmaz, büyümesinde mahsur görülmezmiş. Ancak bu kötü tohumlu bitkiler güneşin ışıklarına doğru büyümeye başladığında hızlıca kopartılmalıymış. Küçük Prens’in ülkesini ise bu kötücül bitkilerden biri olan baobaplar tarafından sarılmış, eğer tohumları fark etmezlerse büyürler kurtulması da imkânsız olurmuş.

Bir gün Küçük Prens ressamı olan Pilot’a baobap ağaçlarını çizmesini söyler.

“Böylece sizin oralardaki çocuklar da nasıl bir şey olduğunu görsünler. Kim bilir belki bir gün yolları düşerse, onlara yararı olur bu bilginin. Ufak bir işi ertesi güne bırakıvermenin pek sakıncası olmaz çoğu kez,” diye ekledi. “Ama baobaplar ertelenirse felaket! Tembel birisinin yaşadığı bir gezegen biliyorum. Adamcağız yalnızca üç küçük fideyi sökmeye üşendiydi de…”

Bu bir disiplin meselesiydi Küçük Prens’in tatlı gözlerinde… Nasıl sabah kalkıp yüzünüzü temizliyorsanız, dünyanızı da temizlemeliydiniz. Hem bu çok daha mühim bir konuydu. Bu baobap fidanları gizlenmekte o kadar usta kötü tohumlarmış ki onları erkenden fark edemezsen iyice gül fidelerine benzer, ülkeyi kötülüğüyle yutuverirmiş.

Masalın her bölümünde ayrı bir öğreti gizlidir. Sübjektif bir gözle ele alacak olduğumda şu baobaplar ne fena bitkiler hemen sezinleyebilirdim. Bu bitkilerin kötülüğü tüm dünyayı sarıp sarmalayabilir, çatlatabilir. Kolay ve pratik bir işlemdir onları bulmak… Ancak tembellik, sorumlulukları yerine getirmeme dürtüsü yakalarsa benliği, ne fena olur! Her neslin içinde güller ve baobaplar gizlidir. Güller evreni, yaşadığı ülkeyi güzelleştirecek olgulardır. Baobaplar ise göz boyayan, iyiye benzeyerek gerçekliğini saklayan zehirli kimliklerdir.

Bir toplumun içindeki kötüleri ve iyileri temsil eder.  Çocuklara verdiği mesaj kadar biz büyüklere de önemli bir öğreti gizlidir; Aman sevgili yetişkinler! Ülkenizi işgal eden o baobaplara karşı disiplinli olun! Yoksa toplumun içine sızan zehirli sarmaşıklar gibi birlik ve güvenliği çatlatıverir.

Dördüncü Bölüm Sonu

Bir Sonraki Bölüm: Küçük Prens 5. Bölüm