Odysseia – 18. Bölüm Özet

Odysseia Destanının on sekizinci bölümünün uzun özetidir. Odysseus, konağın dilencisi ile kavga eder.

Onlar böyle konuşurken, kentin dilencisi konağa gelir. Bu adam çok yediği için iri yarıdır ama güçsüzdür. Adı Arnaios olmasına rağmen haberci İris gibi gönderildiği yere koştuğundan, İros adıyla anılır. Odysseus’u görünce; onu kovar ve kavga etmek ile tehdit eder. Odysseus, ona bir şey yapmadığını, fazla malda gözü olmadığını ve tanrıların onlara kısmetlerini eşit dağıtacağını belirtir. Ama kendisini kızdırırsa onu yaşlı haliyle bile döveceğini ekler. 

İros işittiklerine çok öfkelenir ve onu tekrar dövmekle tehdit eder. Antinoos, iki dilencinin kavga ettiğini görünce, İros’u kışkırtmayı teklif eder yanındakilere. Hepsi gülerek ayağa kalkar ve İros ile Odysseus’un çevresini sararlar. Odysseus, kurnazca yaşlı bir adam ile gencin savaşmasının eşit olmadığını söyler ama karnını doyurmak için savaşacaktır. Yine de herkesin İros’a yardım etmeyeceğine dair yemin etmesini ister. Taliplerin hepsi, kabul edip ant içerler. Telemakhos ise, Antinoos’un ve Eurymakhos’un arkasında olduğunu söyler ve dövüşmelerine izin verir. 

Odysseus, çaputlarını çıkarınca iri bacakları ortaya çıkar. Athena onun yanındadır ve Odysseus’u güçlendirir. Bütün talipler şaşkınlıkla ihtiyar dilenciye bakarlar. Biri, İros’un belasını bulduğunu söyler. İros korkudan titrer. Antinoos ise bir ihtiyardan korkacağına, hiç doğmamış olmasının daha iyi olduğunu belirtir. İhtiyar galip gelirse, İros’u zalim Kral Ekhetos’a göndereceğini ve orada bütün uzuvlarını kestireceğini söyleyerek tehdit eder. İros bu tehditleri duyunca daha çok korkar. Odysseus onu öldürüp öldürmemek arasında kararsız kalır. Bir vuruşta öldürürse kimliğinin açığa çıkacağından korkar ve yere sermeye karar verir. İros, Odysseus’un sağ omzunu yumruklar ama Odysseus onun boynuna darbeyi indirir. Böylece İros, ağzından kan fışkırarak yere serilir. Talipler kahkahalar ile gülerler. Odysseus, İros’un ayağından tutup onu dışarı sürükler. Hepsi, Odysseus’u tebrik eder ve böyle tembel bir heriften kurtardığı için de teşekkür ederler. Amphinomos, ona ekmek verir ve yoksulluktan kurtulmasını diler. 

Odysseus, Amphinomos’un çok akıllı göründüğünü belirtir. Dulikhionlu Nisos’un oğlu olduğu bellidir. Ona doğruluktan ayrılmamasını tembihler. Taliplerin yaptıkları kötü şeylerdir. Onu bir tanrının eve götürmesini ve Odysseus döndüğünde onunla karşılaşmamasını diler. Amphinomos, kaygıyla yerine döner ama ölümden kurtulamayacaktır. 

Athena, o sırada, Penelope’nin aklına taliplere görünmesini ve gönüllerini alevlendirmesi fikrini koyar. Penelope, dadı Eurynome’ye taliplerden çok tiksindiğini ama şu an onlara görünüp, oğluna da bir çift laf etmek istediğini söyler. Eurynome ise oğlundan bir şey saklamamasını, dilediğini söylemesini belirtir. Ama yüzü gözü şiştir, bir elini yüzünü yıkayıp allık sürmesini önerir. Penelope, kocası gittiğinden beri güzelliğinin yok olduğunu belirtir. Hizmetçilerini yanına göndermesini, erkeklerin yanına tek gitmekten utandığını ekler.

Dadı, hizmetçileri çağırmaya gittiğinde, Athena, Penelope’yi uyutur. Erkekler ona bakmaya doyamasın diye, Kharitlerin korosuna katıldığı zaman Afrodit’in sürdüğü güzellik özsuyu ile yüzünü siler. Bu özsu, kadını daha iri ve tenini daha beyaz gösterir. Hizmetçiler geldiğinde Penelope uyanır, içinin geçtiğini söyler. Böyle uyuyakaldığı gibi ölmeyi diler. 

Sonra aşağı kata iner. Yanaklarını yaşmağı ile örter. Onu gören talipler büyülenirler. Penelope, oğlu Telemakhos’a yabancının horlandığı ama onun hiç ses çıkarmadığını duyduğunu söyler. Konağa sığınan birine böyle davranılmasına izin verdiği için azarlar. Telemakhos, buna karşılık, artık çocuk olmamasına rağmen, buraya yerleşen kötü adamlarla baş edemediğini belirtir. Yabancı adam, İros’a üstün gelmiştir. Tanrıların, evlerine yerleşen şu talipleri alt etmesini diler.

Ana-oğul konuşurlarken, Eurymakhos, Penelope’ye, başkaları onu görseydi daha fazla talibin eve yerleşeceğini söyler. Penelope ise, Argoslular İlyon’a sefere çıktığında ve kocası Odysseus’u yanlarına aldıklarında bedeninin güzelliğinin yok olduğunu belirtir. Odysseus’un dönmesini diler. Kocası yanından ayrılırken, savaşa gidenlerin çoğunun dönmediğini söylemiştir ve eğer kendisi dönmezse, oğullarının yanağında sakal bitene kadar beklemesini sonra da başkasıyla evlenebileceğini belirtmiştir. İşte o gün gelmiştir; artık başka biriyle evlenmelidir. Ama taliplerin töre bilmediğini ve buna çok kızdığını söyler. Varlıklı bir adamın kızına taliplerse, daha fazla armağan vermeleri gerektiğini de belirtir.

Odysseus, Penelope’nin daha fazla armağan koparmaya çalıştığını anlayarak sevinir. Antinoos, taliplerin daha fazla armağan vereceğini söyler ama Penelope, biriyle evlenmeyi kabul etmeden, hiçbir talip de buradan gitmeyecektir. Diğerleri de Antinoos’u destekler. 

Hepsi uşaklarına armağanlarını getirtir. Antinoos altın kopçalı bir yaşmak, Eurymakhos kehribar bezeli altın kolye, Eurydamas üç incili küpeler, Kral Polyktor’un oğlu Peisandros gerdanlık verir. Diğerleri de hediyelerini sunar. Penelope, armağanlarını alıp yukarı çıkar. Adamlar ise şölene devam ederler. Gece çökünce, sofada üç tane ateş yakarlar. Odysseus, hizmetçi kadınlara odalarına gidebileceğini, çırağıların ışığına kendisinin bakacağını söyler. 

Hizmetçi kızların arasında Dolios’un kızı Melantho vardır. Bu kızı Penelope büyütmüştür ama kız kötü yüreklidir. Eurymakhos ile sevişir ve Penelope’ye asla acımaz. Odysseus’a seslenir ve buradan gitmesini söyler. İros’u yendi diye kendini bir şey sanmamasını belirtir. Odysseus, Telemakhos’a dediklerini söyleceğini belirterek tehdit eder. Kadınlar korkar ve hepsi kaçışır. 

Athena, talipleri Odysseus’u horlamaları için kışkırtır. Çünkü acının, Odysseus’un yüreğine iyice oturmasını ister. Eurymakhos, Odysseus’un görünüşü ile alay eder. Çalışmak yerine miskin miskin yaşadığı için ona kızar. Odysseus, tarlada çalışsa ne kadar çalışkan olacağını, savaşta ise herkesi yeneceğini söyler. Kendisini böyle güçlü görmemelidir. Bir gün Odysseus şu kapıdan girse korkarak kaçacaktır çünkü. Eurymakhos bu sözlere içerler ve sarhoşluktan mı böyle konuştuğunu sorar. Eline bir tokmak alır ve fırlatır ama Odysseus eğilir. Tokmak, Amphinomos’a çarpar, adam elindeki testiyi düşürür ve yere devrilir. Talipler, bu yabancının hiç gelmemiş olmasını diler, çünkü şölenin tadını kaçırmıştır.

Telemakhos, onları bir tanrının kışkırtıp kışkırtmadığını sorar ve şölenin bittiğini, evlerine gitmelerini söyler. Telemakhos’un bu kadar erkekçe konuşmasından etkilenirler. Kral Aretes’in torunu, Nisos’un oğlu Amphinomos, Telemakhos’u doğrular. Tanrılara şarap sunup, evlerine gitmeleri gerektiğini söyler. Madem dilenci adam, Telemakhos’un konuğudur; dilenciye, Telemakhos bakmalıdır.

Amphinomos’un hizmetindeki Dulikhionlu Haberci Mulios, sağrakta şarap karar ve herkese dağıtır. Tanrılara pay verip içerler; sonra herkes evine yatmaya gider. 

Sonraki bölüm için tıklayınız.