Odysseia – 22. Bölüm Özet

Odysseia Destanının yirmi ikinci bölümünün uzun özetidir. Odysseus, bütün talipleri öldürerek, intikam alır.

Odysseus birden eşiğe sıçrar ve okları ayaklarının önüne döker. Sonra taliplere, kimsenin vuramayacağı bir yere nişan alacağını söyler. Ardından okunu Antinoos’a çevirir ve adam tam şarabını içecekken, onu boğazından vurur. Ok boğazdan girip, enseden çıkar. Adam yere devrilir. Talipler korkuyla yerinden sıçrar, herkes bir silah bulmak için duvarları kontrol eder ama hiçbir şey bulamazlar. Yabancıya bağırıp çağırmaya başlarlar; çünkü Antinoos’u istemeyerek öldürdüğünü düşünürler. Odysseus, onlara birden bağırır. İşte geri dönmüştür; o yokken zorbalık eden, hizmetçi kadınları ile yatan herkesten intikam alacaktır. Bütün taliplerin suratı korkudan yeşile döner.

Eurymakhos, eğer Odysseus ise haklı olduğunu söyler ama her şeye ön ayak olan adam, yerde yatan Antinoos’tur. Ayrıca, Antinoos, Telemakhos’a pusu kurmuştur. Bütün talipler verdikleri zararı ödeyecektir, kendilerini affetmesini ister.

Odysseus, bütün mallarını verseler, hatta üzerine daha fazla mal bulup verseler bile onları öldüreceğini söyler. Talipler için en iyisi ya savaşmak ya kaçmaktır ama her durumda ölecekleri kesindir.

Talipler, bu tehditleri duyunca iyice korkuya kapılırlar. Eurymakhos, herkesin silaha sarılıp savunmaya geçmesini emreder. En iyisi Odysseus’u alt etmeye çalışmaktır. Sonra kılıcını çıkarır ve Odysseus’a saldırır ama Odysseus önce davranır. Onu memesinin altından okuyla vurur. Amphinomos, Odysseus’a saldırdığında, Telemakhos, kargısı ile onu sırtından vurur ancak kargısını gidip çıkarmaya korkar. Hemen babasının yanına koşar ve ona daha fazla silah getirip, çobanlara vermeyi teklif eder. Odysseus, fikri onaylayınca Telemakhos koşarak hazine odasına gider. Oradan, dört tolga, dört kalkan ve sekiz kargı alarak babasının yanına koşar. Hepsi silahları kuşanırlar. Odysseus, oklar ile talipleri, bir bir vurmaya devam etmektedir. Okları tükenince, yayını duvara dayar ve o da silahları kuşanır. Domuz çobanına, geçide açılan kapıyı korumasını emreder. 

Taliplerden Agelaos, aralarından birinin seslerini halka duyurması gerektiğini söyler. Keçi çobanı Melanthios ise geçidin ağzının dar olduğunu ve tek kişinin savunabileceğini belirtir. Ancak, Odysseus’un oğlunu gözlemiştir ve silahlar, hazine odasında olmalıdır. Bu yüzden, hazine odasına gidip, silah getireceğini söyler. 

Böylece keçi çobanı, sofadan çıkıp hazine odasına gider. On iki kalkan, kargı ve tolga alıp getirir. Odysseus, taliplerin silah kuşandığını görünce endişelenir. Ya konaktaki kadınlardan biri ya da Melanthios’un silah getirdiğinden şüphelenir. Telemakhos, hazine odasının kapısını açık unuttuğunu söyler. Domuz çobanı Eumaios’a hazine odasına gidip kapıyı kapatmasını buyurur.

Eumaios, aceleyle hazine odasına gider ve orada keçi çobanı Melanthios’u görür. Hemen Odysseus’un yanına dönerek, keçi çobanının silahları getirdiğini söyler. Odysseus, iki çobanın, Melanthios’a saldırmasını emreder, onu yakalayıp tavana bağlamalarını önerir. Kendisi ve Telemakhos, sofada kalıp talipleri oyalayacaktır.

Çobanlar, Odysseus’un sözünü dinlerler. Keçi çobanına pusu kurup, üzerine saldırırlar. Adamı yakalayıp önce bağlarlar, sonra tavana asarlar. Üstüne de hazine odasının kapısını kapatırlar. Ardından Odysseus’un yanına dönerler.

Athena, Mentor kılığında, Odysseus’un yanına gelir. Odysseus, onun tanrıça olduğunu sezer ve yardım ister. Damastaroğlu Agelaos, Mentor’u tehdit eder. Eğer onlara yardım ederse, baba ile oğlunu öldürdükten sonra talipler, Mentor’u öldüreceklerdir. 

Athena duyduklarına çok kızar ve öfkeyle, Odysseus’a Helen için dokuz yıl dur durak bilmeden savaştığını, Priamos’un kentini onun öğüdüyle Akhaların aldığını ama artık, Odysseus’ta ne güç ne atılganlık kaldığını söyler. Taliplerle savaşacağına, ağlayıp durmaktadır. Sonra iki tarafa da bir üstünlük vermeden, kırlangıç olup pencereden uçar gider.

Eunynomos, Amphimedon, Demoptolemos, Polyktoroğlu Peisandros ve Polybos, en üstün taliplerdir. Agelaos, diğer talipleri kışkırtır. Mentor çekip gitmiştir ve Odysseus’a altılı grup halinde saldırmanın tam zamanıdır. Böylece bu altı adam, kargılarını fırlatır. Athena, onların kargısının isabet etmesini engeller. Odysseus, sıra kendilerinde olduğunu söyler ve hepsi nişan alıp kargılarını fırlatırlar.

Odysseus, Demoptolemos’u; Telemakhos, Euryades’i; Eumaios, Elatos’u; Sığrtmaç, Peisandros’u öldürür. Sağ kalan talipler, korkuyla sofanın köşesine sinerler. Bazıları ölülerden kargıları çeker alır ve onlara doğru fırlatır ama Athena, yine isabet etmelerini engeller. Amphimedon’un attığı kargı Telemakhos’un bileğini sıyırır. Ktesippos’un attığı ise Eumaios’un kargısı ise Eumaios’un omzunu sıyırır. Buna karşılık, Odysseus ve ekibi, kargılarını bir kez daha fırlatırlar. Bu sefer Odysseus, Eurydamas’ı; Telemakhos, Amphimedon’u; Domuz Çobanı Polybos’u; Sığırtmaç ise Ktesippos’u öldürür. Ardından Odysseus atılır ve Agelaos’u karnından kargısı ile vurur. O sırada Athena, taliplerin güçlerini kurutur. Odysseus ve arkadaşları, kalan taliplere saldırırlar ve hepsini öldürmeye başlarlar.

Bu esnada Leiodes atılır ve Odysseus’un dizlerine sarılır. Kendisine acıması için yalvarır. Bu konakta kimseye yakışıksız davranmamıştır, aksine davrananları durdurmaya çalışmıştır. Diğer taliplerin kurbanı olduğunu söyler. Odysseus, adama acımaz ve Agelaos’un elinden düşen kılıcı alarak onu öldürür. 

Ozan Phemios, taliplere bunca zaman zorla şarkı söylemiştir ve ölümden kaçmaya çalışır. Elinde sazı ile duvarın dibinde korkuyla durur. Zeus’un sunağına sığınmak ile Odysseus’a yalvarmak arasında kararsızdır. Sonunda Odysseus’un dizlerine kapanır. Ona, ustası olmadan ozan olduğunu ve bir ozanı öldürürse üzüleceğini söyler. Buraya isteyerek gelmemiştir, talipler onu zorla getirmişlerdir.

Telemakhos, ozanın yakarışını işitir ve babasına, ozanın suçsuz olduğunu söyler. Tıpkı haberci Medon gibi. Medon’un öldürüldüğünden endişelenir ama Medon, konuşulanları duyunca saklandığı tahtın altından çıkar ve Telemakhos’a kendisini koruması için yalvarır.

Odysseus, ozana ve haberciye, korkmamalarını ve avluya çıkmalarını tembihler. Kendisi sofada başladığı işi bitirecektir. İkisi denileni yapar; ardından Odysseus, sağ kalan bir talip var mı yok mu diye bütün evi arar. Ancak hepsi ölmüştür. 

Sonunda, Odysseus oğluna, Eurykleia’yı çağırmasını buyurur. Telemakhos, hemen babasının buyruğunu yerine getirir. Kocakarı içeri girip, ölüleri görür; bir çığlık atacakken Odysseus kadını tutar. Kadına sevinmesi gerektiğini söyler; sonra da ahlaksız kadınları tek tek ifşa etmesini ister. Eurykleia, konakta toplam elli hizmetçi olduğunu ve hepsine bütün işleri kendisinin öğrettiğini anlatır. Ancak bunların arasından on ikisi namussuzluğu tercih etmiştir. Bir tanrının Penelope’u uyuttuğunu belirtir ve onu uyandırmak ister. Odysseus ise karısını uyandırmamasını, namussuz kadınları buraya yollamasını buyurur. Kocakarı sofadan çıkınca; Odysseus çobanlara ve oğluna, ölüleri taşımalarını emreder. Hizmetçi kadınlar sofayı temizleyince, onları dışarı çıkarıp, avluda kılıçtan geçirmelidirler. 

Odysseus, böyle konuşurken, namussuz hizmetçiler içeri girer. Olan biteni görünce ağlaşırlar. Odysseus onların başında durarak, önce cesetleri avluya taşıtır; sonra sofayı temizletir. Her şey temizlenince, kadınları dışarı çıkarırlar. Telemakhos, bu kadınların temiz bir ölümü hak etmediklerini söyler ve gemi halatını alarak ilmikler hazırlar. Ardından bütün kadınları asarlar. 

Keçi çobanı Melanthios’u, hazine odasından getirirler. Kulaklarını ve burnunu keserler. Ardından erkekliğini koparıp köpeklerin önüne atarlar. Sonra da ellerini ve ayaklarını keserler. 

İntikamlarını tamamen aldıktan sonra, Odysseus temizlenir. Dadısı Eurykleia’ya kükürt getirmesini söyler. Temizlendikten sonra Penelope’u uyandırmasını ve tüm hizmetçileri ile aşağı göndermesini ister. Dadısı, hemen ateşi yakar. Kükürtü getirir. Odysseus, evi kükürtleyip tütsüler. Kocakarı ise yukarı çıkıp hizmetçileri aşağı gönderir. İnen kadınlar Odysseus’u tanıyınca ona sarılırlar, selamlarlar. 

Bir sonraki bölüm için tıklayınız.