Peter Paul Rubens Hakkında Bilmemiz Gereken 6 Şey

Rubens’in yoğun atölyesi 1600’lerde tüm Avrupa’nın en ünlü atölyesiydi ; başyapıtları kraliyet ve soyluların daha fazlası için yalvarmasına neden olan hareket, renk ve duygusallığı öne çıkarıyordu. İlginç ve üretken bir sanatçı olan Peter Paul Rubens hakkında bilmediğiniz altı şeye göz atalım.

Rubens’in yoğun atölyesi 1600’lerde tüm Avrupa’nın en ünlü atölyesiydi ; başyapıtları kraliyet ve soyluların daha fazlası için yalvarmasına neden olan hareket, renk ve duygusallığı öne çıkarıyordu. İlginç ve üretken bir sanatçı olan Peter Paul Rubens hakkında bilmediğiniz altı şeye göz atalım.

Rubens 14 yaşında çıraklık eğitimine başladı

Roma Katoliği olarak yetiştirilen ve klasik bir eğitim alan Rubens, sanatsal eğitimine 1591 yılında Tobias Verhaecht’in yanında çırak olarak başladı. Bir yıl sonra Adam van Noort ile dört yıl boyunca çalışmak üzere ayrıldı.

Daha sonra Antwerp’in önde gelen ressamı Otto van Veen’in yanına çırak olarak girdi ve Mayıs 1600’de İtalya’yı keşfetmek üzere kendi başına yola çıkmadan önce 1598’de Antwerp ressamlar loncasına kabul edildi.

Rubens resim kopyalarından sanat hakkında çok şey öğrendi

Venedik’te Titian, Tintoretto ve Paolo Veronese gibi sanatçılardan ilham alan Rubens, Mantua dükü tarafından işe alındı ve onun için Rönesans resimlerinin kopyalarını yaptı.

Ekim 1600’de Rubens bir kez daha yoluna devam etti ve kendini bu kez Marie de Medicis’in Fransa Kralı Henry IV ile evliliğine katılmak üzere Floransa’ya gitti ve bugün sanat tarihçilerine oldukça faydalı bilgiler sunan 16. yüzyıl sanatının kopyalarını yapmaya devam etti.

Rubens bir sanat koleksiyoncusuydu

Ağustos 1601’de Rubens, Michelangelo ve Raphael stillerinin yeniden canlanmasıyla Barok stilin hüküm sürdüğü Roma’ya gitti. İspanya’daki ilk komisyonunu bu dönemde aldı ve her şeyi yapmak istiyor gibiydi. Buna büyük bir sanat koleksiyonu oluşturmak da dahildi.

1605 yılının sonunda Roma’ya ikinci seyahatini yaptı ve kardeşi Philip ile birlikte her türlü sanat eserini ve antik felsefeyi inceleyip toplamaya başladı. Roma kutsal metinleri, kabartmalar, portre büstler ve nadir sikkelerden oluşan büyük bir koleksiyona sahipti.

The feast of Venus

Rubens kendi sanat atölyesini kurdu ve birçok asistanı vardı

Rubens, annesinin hasta olduğu haberini aldıktan sonra 1608’in sonlarında Anvers’e döndü. Çok geç kalmış olmasına karşın, Flandre’ın İspanyol Habsburg naipleri Arşidük Albert ve Arşidüşes Isabella’nın saray ressamlığı görevini kabul etmek için orada kaldı.

Ertesi yıl ilk eşi Isabella Brant ile evlendi ve resim atölyesini şehirdeki muhteşem bir konağa taşıdı. Asistanlar, yardımcılar, çıraklar ve gravürcülerle dolu olan atölyede Rubens, onların yardımıyla muazzam hacimde işler üretebildi.

Rubens’in resimleri çoğunlukla, küçük bir panel üzerine boyanmış, modello adı verilen yağlıboya bir eskiz olarak başlardı. Kompozisyona dahil edilecek kişilerin hazırlık çizimlerini yapardı.

Bu aşamadan sonra uygulama Rubens’in güvendiği asistanlarına bırakılır, Rubens önemli alanları kendisi boyar ve her bir eser için kapsamlı bir rötuş yapardı. Gravürcüler Ruben’in resimlerinin çoğaltılmasına yardımcı olarak eserlerinin Avrupa’da yaygınlaşmasına katkıda bulunurlardı.

The Elevation of the Cross

Rubens’in tamamlanmış 400’e yakın tablosundan söz edilebilir

1600’lerde sanatçılar çoğunlukla belirli projeler için resim yapan sipariş üzerine çalışan kişilerdi. Bu nedenle Rubens’in çalışmaları dönemin belirli siyasi hareketleriyle eşanlamlı hale geldi.

Anvers’e geri döndüğünde, Hollandalı ayrılıkçılar ile İspanyollar arasında On İki Yıl Ateşkesi devam ediyordu ve Flandre’da dini değişiklikler yapılması çağrısında bulunuluyordu. Flaman kiliseleri yenileniyordu ve Rubens bu tür projeler için sanat eserlerini tamamlamak üzere işe alındı.

Bu süre zarfında, 1610 ve 1611 yılları arasında Rubens en büyük üçleme tablolarından ikisi olan Haçın Yükselişi ve Haçtan İniş tablolarını yaptı.

Bunu takip eden on yıl içinde Rubens, Roma Katolik kiliselerine ait çok sayıda sunak resmi üretecek ve Kuzey Avrupa’daki Reform karşıtı ruhanilik hareketinin başlıca sanatsal savunucusu olarak tanınacaktır.

Bu döneme ait en önemli dini resimlerinden bazıları Son Yargı ve Çarmıhtaki İsa’dır. Yine de, dini tasvirlerde önemli bir isim olmasına rağmen, Leucippus’un Kızlarına Tecavüz ve Hipopotam Avı gibi tablolarda görebileceğiniz gibi mitolojik, tarihi ve diğer seküler temalarla da uğraşmıştır.

1622 yılında Rubens, Kraliçe Marie de Medicis tarafından yeni inşa edilen Lüksemburg Sarayı’ndaki bir galeriyi dekore etmek üzere en önemli projelerinden biri için çağrıldı. Yaşamını ve Fransa krallığını tanıtmak için 21 tuval sipariş etti.

Eserlerinin çoğu kulaktan kulağa yayılan söylentiler üzerine sipariş edilmişti. Rubens tüm Avrupa’da “prenslerin ressamı ve ressamların prensi” olarak ünlüydü ve sık sık “dünyanın en meşgul ve en çok rahatsız edilen adamı” olmaktan şikayet ediyordu. Yine de Avrupa’nın seçkinleri için çok sayıda proje üstlenmeye devam etti.

Ne yazık ki Rubens’in gençliğindeki çalışmalarının çoğu ve hatta daha sonraki resimlerinin bazıları bilinmiyor ya da tespit edilemiyor. Var olduğunu bildiğimiz eserler bile yıllar içinde kaybolmuş ya da siyasi veya dini çalkantılar sırasında yok edilmiştir.

Marie de Medicis tarafından sipariş edilen bazı Rubens resimleri

Rubens’in ikinci karısı 16 yaşındaydı

Helene Fourment aynı zamanda Rubens’in ilk eşinin yeğeniydi ve Rubens 53 yaşındayken evlenmişlerdi.

Adil olmak gerekirse, 1600’lü yılların başlarında yaşam birçok nüansa sahip olduğundan, bu gerçeği 21. yüzyıl merceğinden görmek zordur. Belli ki 1600’lerin başında her şey farklıydı ve günün sonunda Helene, Rubens’in hayatının son on yılındaki çalışmalarının çoğuna ilham kaynağı oldu.

Evlilik, Isabella’nın ölümünden dört yıl sonra, 1630’da resmiyet kazandı ve Venüs’ün Ziyafeti, Üç Güzeller ve Paris’in Yargısı gibi daha sonraki bazı resimlerinde yaygın olarak görülen şehvetli kadın figürleri özellikle Helene’i anımsatıyordu.

Rubens 1635 yılında başka bir ev satın aldı ve yaşlılığında zamanının çoğunu burada geçirdi ama yine de resim yapmaya devam etti. Bu ev Antwerp’in dışındaydı ve bu dönemde Chateau de Steen with Hunter ve Tarladan Dönen Çiftçiler gibi peyzaj çalışmaları yaptı.

Rubens 30 Mayıs 1640’ta kalp yetmezliğine yol açan gut hastalığından öldü. Geride Isabella’dan üç, Helene’den beş olmak üzere sekiz çocuk bıraktı ve bunların çoğu Anvers’in saygın ve soylu aileleriyle evlendi.

Kaynak için tıklayınız.

Rubens’i karısı Isabella Brant ile tasvir eder ve evliliklerini kutlamak için yapılmıştır.