Sembolizm 6. Bölüm – Baykuş

owl

Baykuşlar Yunan mitolojisinde sayılan ve saygı duyulan tanrıça Athena’nın kargalardan önceki biricik yoldaşları olarak tasvir edilmektedir. Söylentilerin bazıları kar gibi beyaz tüylere sahip olan yoldaşın bir gün Athena’nın gazabına uğradığını söyler. Böylece tüyleri alacakaranlıktan bile karanlık, siyahın içinde boğulan bir renge dönüşür, sesleri tahammül edilmeyen bir tona bürünür. Bazı söylentiler ise tam aksini iddia ederek baykuşların daha sonraları sahneye çıktığını söyler. Baykuşlarının geceleri görme yeteneklerinden etkilenen tanrıça kargalarının yerine baykuşları getirir.

Sembolizm okumalarında iki hayvanın ortak noktalarda buluşacağını göreceğiz ancak bu dil baykuşları kargalardan ayıran noktalarda yaratmıştır. Bu sembolizmin farkındalığına varmak adına özellikle Athena’nın doğumuna dair olan hikâyeler oldukça çarpıcı bir bağlam kurmamızı sağlar.

Metis’in hamile kaldığını öğrenen Zeus, sonunun tıpkı babası Kronos gibi olmasından dehşet duyarak Metis’i yutar. Rahminde bir bebekle Zeus’un bir parçası olan kadın uzun süre bu ilginç hapishanede hayatta kalmaya devam eder. Zeki Zeus bunun bir kurtuluş, karmayı sonlandırma olarak görse bile bebek tam bir savaşçıdır. Böylece Zeus’un başnoktasından çıkmak için içeride, anne rahminden çıkmaya çabalayan bir bebek gibi çabalar. Başının ağrılarından kıvranan Zeus yanına demir ve ateş tanrısı Hephaistos’u çağırarak alnına keskin bir baltayla vurmasını emreder.

Tanrıların yücesi Zeus’un isteği Hephaistos’u şaşırtır, kabul etmek istemez ancak Zeus kararlıdır. Böylece emirleri kesin olan tanrının arzusu yerine getirilir. Baltanın indiği yerden zafer nidaları atarak çıkan bir kız çocuğu belirdi. Söylentiler Athena’nın babasının başından doğması sırasında tamamen zırh içerisinde olduğunu, elinde tanrıçasının önemli semboliklerinden biri olan mızrağıyla beraber çıktığını söyler. Olympos tanrıçasının eşine rastlanmayan doğumuyla şaşırıp kaldığını ifade eder.

Zamanla Athena, Zeus’un biricik kızı, savaş zırhlarını emanet ettiği tek kişi olur.

Baş bölgesinden doğması sembolik olarak zekâyı, bilgeliği ifade eder. Athena’da tıpkı sembolik ifadelerinde ki gibi bilgelik tanrıçasıdır. Ayrıca onun doğumu ne olursa olsun hak ettiği bir durumdur ki tanrıçayla adalet, hak ve hukuk gibi kavramları özdeştirir. Athena hakkında söylenecek pek çok söz, mit ve hikâye vardır ancak biz baykuşları anlatmaya devam edelim.

Fizyolojik özelliklerine baktığımızda göreceğimiz ilk şey diğer kuş türleri gibi gözlerinin her iki yanda olmamasıdır. Tıpkı insanlar gibi gözleri yüzüne ortalanmıştır. Ancak bu gözleri oynatamazlar. Bakış açılarının genişliği, başlarını 270 dereceye kadar çevirme yeteneklerinden gelmektedir! Böylece etrafta olan bitenleri sezinlemek için harika bir sembolizmdir.

Baykuşlar gece kuşlarıdır. Gece ile bağlantılı çalışırlar. Ava gece çıkar, görme yetilerinin ötesinde üstün sezgi yetenekleriyle hareket halinde olurlar. Bir baykuşun gözlerinin içine baktığınızda korkuyu, hayranlığı ve dehşeti aynı anda hissetmek mümkündür… Oldukça yetenekli dinleyicidirler. Gece ve korkutucu gözleriyle birçok kültürde öteki dünya, ruh ve bilgelikle özleştirilir. Aynı zamanda avlanma sırasında sessizliği sağlayan nefes kesici güzellikteki tüyleri sayesinde “gecenin hayaleti” olarak anılırlar. Sembolik olarak eylemleri gizleme, saklama veya saklanma noktalarında fayda sağlayabilir.

Antik Yunan Ordusunun inanışlarında savaş sırasında başlarının üzerinden baykuş geçtiğini görmeleri zaferi beraberinde getirir. Sonuçta Athena’nın temsili olan bu kuş savaşta bu güçlü ve bilge kadının yanımızda olduğunu gösterir.

Aynı zamanda göz kapakları diğer kuşlardan farklı olarak alttan üste kapanır ve mavi ışık olarak adlandırılan frekansı gören tek kuş türüdür. Böylece sembolizmde olanın ötesini görme anlamını barındırır. Kulakları birbirinden oldukça uzak konumdadır, bu sayede kendilerine geniş duyma alanı sağlar. Hayata farklı bakmayı ve duymayı ifade eder.

Anadolu topraklarında baykuş ötüşünün duyulduğu evden ölü çıkacağına inanılır. İnancın benzerini Roma, Mısır ve Kızılderili kültürlerinde de görürüz. Geçmişte baykuş türünün ölümle ilişkilendirilen sembolizmi yüzünden çok fazla katledildiğini görürüz. Oysa bu kuş türünün öldürülmesi haşereleri ve yılanların sayısını artırarak ekosistemi olumsuz etkiler.

Delice bakışlarıyla başarılı bir gözlemci olan baykuşlar sessizliğin bilgeliğinden kuşku duymaz. Sessizliğin içinde harekete geçmeyi, çokça düşünüp planlayarak harekete geçmeyi sembolize eder. Karanlıkta görme yetileri hayatlarımıza akan sembolik ifadelerde belirsizliklerden kurtulmanın yalnızca iç sesimizi dinlememizle mümkün olacağını ifade eder. Tıpkı Tarot kartlarındaki Azize gibi içe dön mesajı verir. Aradığın her neyse içinde bulacaksın der.

Hayatınızın belli noktalarında rüyalarınızda, bir resimde ya da ormanda gördüğünüz baykuşların gözlerinin içine bakın. Size anlatmak istediği sembolizmi gözlerinde yansıyan ruhunuzda bulacaksınız. Baykuşlar iç mekândan çok dış mekâna hizmet eden bir enerjidir. Özellikle negatif ve kötü enerjileri dışarda tutmak için balkonda, dış kapıda bu sembolizmin figürünü kullanabiliriz.

Bilginin doğru kullanılmak istediği yerlerde, içsel görüş, sezgisel farkındalık gibi alanlarda baykuş sembolizmi kullanmak oldukça güzel çalışabilir. Ticarette kazanç sağlamak, fırsatları doğru kullanmak için baykuş sembolizmi oldukça yararlı olabilir.

Kitap, araştırma, araştırdıklarını iletme gibi alanlarda çalışan kişiler için vazgeçilmez sembolizmlerdendir.

Genel olarak baykuşlar bizlere şu kavramları sunar: Bilgelik
Farkındalık
Sakin
İçsel Görü / Sezgi
Farklı olma
Farklılık Yaratma
Duyarlılık

Bu görsel boş bir alt niteliğe sahip; dosya adı post-tasarimlarim-atlantis-1-1-1024x1024.png