Yunan Mitolojisinde Kanibalizm

yamyamlık

Yunan Mitolojisinde kanibalizm diğer bir deyişle yamyamlık, birçok hikayede görülmektedir. Bu hikayeleri sizler için derledik.

Kanibalizm, diğer bir deyişle yamyamlık, dünyanın dört bir yanındaki efsanelerde yer aldığı gibi Yunan Mitolojisinde de belirgin bir şekilde görülür. Folklorda ve efsanelerde yamyamlık dünya çapında yaygındır ve tahmin edilebileceğinden daha sık karşımıza çıkar. Öyle ki peri masallarına ve sadece çocuklar için yazılmış eserlerde bile kendine yer bulmuştur. Hansel ve Gretel, Pamuk Prenses masalları, Kırmızı Başlıklı Kız’ın eski versiyonları ve diğer pek çok hikaye yamyamlık etrafında döner.

Bu masallar yazıya dökülmeden çok önce halk masalları olarak anlatılırdı ve ilhamları sözlü geleneğe dayanıyordu. Masalların eski versiyonlarındaki ürkütücü detaylar, zamanla bugün çocukların öğrendiği ve okuduğu daha mutlu masallara dönüşmüştür. Bu masallardaki yamyamlık, aile anlaşmazlıkları ya da ahlaki dersler gibi o kültürlerle ilgili belirli mesajları iletir; böylece her versiyon geçmişe bir pencere açar.

Yunan Mitolojisinde, yamyamlık genellikle hastalıkları önlemek, intikam ya da nefret motifleri ile birlikte işlenir. Bazen kozmik olayları açıklar ama genellikle güçlü bir intikam alma isteği ile ilintilidirler.

  1. Zaman Titanı Kronos Miti

Kronos, babası Uranos’u devirerek tahta geçmiştir ve kardeşi Rhea ile evlenerek dünyayı yönetmeye başlamıştır. Ancak tıpkı babası gibi, oğullarının kendisini devireceğinden korkar. Bu korku, daha eski mitolojilerde de yer aldığı gibi, uzun yıllar monarşi ile yönetilmiş bütün uygarlıklarda da görülebilir. Kral babanın ölümü, oğlunu kral yapacaktır. Bu yüzden oğlunun büyümesi, babanın ölüm korkusunu derinleştirir. Genç ve ihtiyarlık arasındaki çatışma, kıskançlık ve iktidarsızlık korkusu, yamyamlığı ortaya çıkarır. Bu yüzden, Kronos doğan her çocuğunu yutar. Evrenin yöneticisi bir tanrının gösterdiği yamyamlık, medeniyet kavramı ile ters düşer ama ilkel bir korkudan kaynaklanır.

Çocuklarının bu şekilde katledilmesine dayanamayan Rhea, kocasına yeni doğurduğu bebek oğlu Zeus yerine, bir kaya verir. Kronos anlamadan kayayı yutar. Rhea,oğlu Zeus’u gizlice büyütür. Zeus erginleştiğinde, babasını kardeşlerini yutmaya zorlar. Sonra da gerçekten babasını öldürür. Kronos’un korktuğu başına gelir kısacası.

  1. Tantalos Miti

Tantalos Miti, Anadolu ile ilgilidir. Tantalos, Frigya kralıdır ve Zeus’un oğludur. Bu yüzden tanrılarla aynı sofrada samimi bir arkadaş gibi yiyip içme imkanına sahiptir. Tanrılardan nektar ve ambrosia çalmak ya da onların sırlarını ölümlülerle paylaşmak gibi suçları, ölümsüzler tarafından görmezden gelinirdi. Ancak Yunan mitleri ilgili bilinmesi gereken önemli bir nokta vardır: kibir. “Hubris” yani “tanrılara karşı kibir”, çok büyük bir günahtır ve ebedi bir şekilde cezalandırılmak olasıdır.

Tantalos, “tanrıların her şeyi bilip bilmediğini test etmek” gibi korkunç bir kibre kapılır. Bunun için bir düzen kurar. Olimposluları bir ziyafete davet eder ama oğlu Pelops’u öldürüp pişirerek tanrılara servis eder. Kızı Persephone’un kayboluşu yüzünden dalgın olan Demeter, yemekten bir ısırık alır. Ancak masanın geri kalanı olan bitenin farkındadır. İnsan etini tanrılara sunmak iğrenç bir davranıştır.

Tanrılar, Tantalos’u unutulmayan sonsuz bir ceza verirler. Tartaros’un derinliklerinde çevresi güzel sular ve yemişlerle dolu bir yere atarlar. Ama Tantalos ne zaman su içmek istese, su çekilir. Ne zaman yemişlerden birine uzanmak istese, rüzgar onları yakalayamacağı kadar uzak bir yere iter. Kısacası sonsuz açlık ile cezalandırılır. Tanrılara karşı gösterdiği kibrin sonucu budur.

Demeter, Pelops’un omzunu yemiştir. Fildişi bir omuz yapılarak Pelops hayata döndürülür. Ve yamyamlık hikayeleri, Pelops’un soyundan gelecek yeni nesilde de görülecektir.

  1. İlk Kurtadam Lykaon

Lykaon miti, aslında Tantalos mitinin neredeyse tıpatıp aynısıdır. Lykaon, Yunanistan anakarasında bulunan Arkadya Kralıdır. Lykaon ve oğulları dine saygı duymayan kişilerdir. Bir gün, Zeus, onların dinsizliğini bizzat görmeye karar verir ve bir köylü kılığına girerek yeryüzüne iner. Arkadya’da bir tanrının geldiğine dair işaretler verir. Halk yalvarmaya başlar ama Lykaon gördüklerine gülüp geçer. Halkı Lykaon’a dindar bir şekilde yalvarınca, Lykaon, konuğun bir tanrı olup olmadığını test edeceğini ve gerçeğin kuşku götürmeyeceğini belirtir. İlk önce konuğu gece derin uykudayken öldürmeyi tasarlar ama bu plan hoşuna gitmez. Sonunda Molos soyundan gelen bir rehineyi öldürür, uzuvlarını bir kaynar suda haşlatır sonra da konuğa yemek olarak sunar.

İnsan eti masaya servis edilir edilmez, Zeus korkunç bir şekilde öfkelenir. Lykaon’un sarayını yıldırımlarıyla yakar ve onu bir kurt adama dönüştürür. Lykaon’un elli oğlundan Nyktimos hariç hepsini öldürür.

Zeus, insan soyunun işlediği suçlara hala çok kızgındır ve bu olaydan sonra tufan ile insan soyunu telef etmeyi kararlaştırır.

Lykaon’un tanrılara karşı beslediği kibir ve yamyamlık hikayesi beraber işlenmiştir.

  1. Atreus ve Thyestes

Bir zamanlar babası Tantalos tarafından öldürülüp, tanrılara servis edilen Pelops, hayata geri döndürülmüştür ve Yunan anakarasına göç ederek Mora yarımadasına adını vermiştir. Pelops’un Atreus ve Thyestes isimli iki oğlu vardır. Ancak bu iki oğlan, hiçbir zaman birbiri ile anlaşamazlar. Üvey kardeşlerine suikast düzenledikleri için Pelops tarafından sürülürler ve Miken ülkesine yerleşirler.

Atreus en iyi kuzusunu Artemis’e adamaya yemin eder ve sürüsünün içerisinde altın bir kuzu bulur. Ancak altın kuzuyu Artemis’e kurban etmek istemez ve kuzuyu tanrıçadan saklaması için karısı Aerope’ye verir. Ancak, Aerope, kocası Atreus’u onun kardeşi Thyestes ile aldatmaktadır. Thyestes, Atreus’a altın bir kuzuya sahip olan kardeşin Miken’i yönetmesi konusunda ikna eder. Atreus, kuzuyu karısından geri ister ancak Thyestes, yasak ilişkisi sayesinde kuzuya çoktan el koymuştur ve tahtta hak iddia eder.

Zeus, tahtı Atreus’a geri vermek ister ve bu yüzden Hermes’i göndererek yeni bir düzen kurarlar. Bu sefer Atreus, kardeşi Thyestes’i güneş batıdan doğarsa, tahtı kendisine geri vermesi konusunda ikna eder. Güneşin batıdan doğmayacağına emin olan Thyestes, teklifi kabul eder. Ancak Zeus’un ilahi müdahalesi ile güneş batıdan doğar ve Thyestes tahtı kardeşine geri vermek zorunda kalır.

Ancak Atreus, karısı ve kardeşinin ihanetini öğrenmiştir ve ikisinden de nefret eder. Bu yüzden kardeşi Thyestes’in oğlunu öldürüp pişirir. Sonra da kardeşini kandırarak, Thyestes’in öz oğlunu yemesini sağlar; ardından da gerçeği ortaya çıkarıp kardeşi ile alay eder.

Atreus, kardeşi Thyestes’ten intikam almak için ona öz oğlunu yedirir.

  1. Tydeus

Tydeus, Yunan mitolojisinde Thebai’ye Karşı Yediler Seferi ve Troya Seferi’ne katılmış ünlü bir kahramandı. Athena, Tydeus’un üstün yeteneklerine o kadar değer veriyordu ki, onu ölümsüz yapmaya niyetlenmişti.

Memleketi Kalidon’dan sürüldükten sonra, Argos Krallığına sığınır ve kralın kızı ile evlenir. Aynı şekilde Polydoros da kardeşi tarafından memleketi Thebai’den sürülmüştür ve Polydoros da Argos’a gelerek diğer prensesle evlenir. Polydoros, kayınbabasını, Thebai’ye savaş açmaya ve hakkı olan tahtı almasına yardım etmeye ikna eder. Böylece, yedi kapısı olan Thebai kentine savaş ilan edilir ve her kapıya ünlü bir komutan atanır. Tydeus, bu yedi komutan arasında yer alır.

Savaş esnasında, Tydeus, Thebai kentinin savunucusu Melanippos tarafından yaralanır. Athena, en sevdiği kahramanın ölmesinden korkar ve Zeus’a yalvararak, Tydeus’u ölümsüz kılmayı amaçladığı bir iksir getirir. Ancak, Thebai’ye savaş açan yedi komutandan biri olan Amphiaraos, öleceğini bile bile bu savaşa zorla sokulmuştur ve bu yüzden Tydeus’tan nefret etmektedir. Amphiaraos, tanrıçanın niyetini anlar ve hemen Melanippos’un kafasını kesip, yaralı yatan Tydeus’un önüne fırlatır. Tydeus, kesik kafayı yarıp beynini yer. Athena, olan biteni görünce o kadar tiksinir ki, ölümsüzlük iksirini vermekten vazgeçer.

Tydeus’un gösterdiği yamyamlık oldukça ilginçtir. Savaş esnasında ölmek üzereyken, kendisini öldüren adamın beynini yer ve her zaman olduğu gibi bu davranışı, Olimposlular tarafından tiksinti ile karşılanır.

  1. Tereus, Prokne ve Philomela

Yunan mitolojisinde Tereus, Trakya kralıdır ve Ares’in oğludur. Atina prensesi Prokne ile evlenir ve Itys isimli bir oğulları olur. Ancak Tereus, bir süre sonra, Prokne’nin kız kardeşi Philomela’yı arzulamaya başlar. Atina’ya gider ve karısı Prokne’nin vefat ettiğini, bu yüzden Philomela’ya talip olduğunu söyler. Kral, diğer kızını da Tereus’a vermeye ikna olur. Dönüş yolunda, Tereus, Philomela ile gelen muhafızları denize atar. Sonra bir dağa yanaşır ve kıza önce tecavüz eder ardından olanları kimseye anlatmasın diye dilini keser. Tereus, Trakya’ya döndükten sonra dilini kestiği Philomela’yı başka bir krala verir. Karısı Prokne’ye de kız kardeşinin öldüğünü söyler. 

Philomela, Tereus’un yaptıklarını betimleyen bir duvar halısı dokur ve bunu gizlice kız kardeşi Prokne’ye gönderir. Prokne, kız kardeşini tutsaklıktan kurtarır. İkisi birlikte, Tereus’tan intikam almayı planlarlar. Prokne, öz oğlu Itys’i öldürür ve kocasına ziyafet esnasında oğlunun etini sunmuştur. Bir süre sonra Tereus, oğlunun ziyafete neden katılmadığını sorunca, Prokne, Itys’in karnında olduğunu söylemiş ve kanıt olarak oğlanın kesik başını göstermiştir.

Tereus dehşete düşmüştür ve kaçan kız kardeşlerin peşine düşmüştür. Ancak Olimposlular üçüne acımıştır ve Tereus’u bir şahine, Prokne’yi kırlangıca, Philomela’yı ise bir bülbüle döndürmüşlerdir.

Kocasından intikam almak için onun soyunu yok etme fikri, Yunan mitolojisinde işlenen motiflerden biridir. Bu sefer, bu hikayeye yamyamlık eşlik eder.

  1. Laistrygonlar ve Tepegöz Polyhemos

Homeros’un Odysseia’sında, Odysseus özellikle tanrı Poseidon tarafından lanetlenir ve on sene boyunca evi İthake’ye dönemez. Bu yolculukları sırasında, denizlerde dolaşır ve değişik memleketleri ziyaret eder.

Odysseus’un üçüncü durağı Tepegözlerin (kykloplar) yaşadığı adadır. Odysseus, tepegözü merak ettiği için onun mağarasını ziyaret eder. Ancak Tepegöz Polyphemos pek misafirperver değildir. Odysseus ve arkadaşlarını esir alır ve her gün onları yiyerek ziyafet vermeye başlar. Odysseus, Polyphemos’u yanında getirdiği şarapla önce sarhoş eder; sonra da mağarada buldukları çubuk ile yaratığın tek gözünü kör ederek kaçmayı başarır.

Oydssues’un beşinci durağı, Güneydoğu Sicilya’da bulunan Laistrygonların ülkesidir. Odysseus, bu topraklara vardığında üç adamını keşif için gönderir. Burası insan yiyen devlerin ülkesidir. Olan bitenden habersiz üç adam saraya konuk olur ve devlerin kralı Antiphates içlerinden birini kapıp yer. Böylece korku içinde iki adam kıyıya doğru kaçarlar. Halkını kıyıya toplayan Antiphates, Odysseus’un donanmasının üzerine taşlar fırlatır. Odysseus’un gemisi kaçmayı başarır ama diğer tüm gemiler parçalanır.

Görüldüğü gibi, Homeros’un anlatısına göre, Yunanistan medeniyetinden uzak, İtalya kıyılarında yamyamlık kültürel olarak devam etmektedir.