Zeus’un Şekil Değiştirerek Kaçırdığı Ölümlüler Listesi – 1

Zeus’un ilişkileri listelemekle bitmek bilmez. Bu listede, Zeus’un şekil değiştirerek elde ettiği ölümlüler yer almaktadır.

Yunan mitolojisinde Zeus, dünyadaki ana güçleri erkek kardeşleri Poseidon ve Hades ile paylaşıyor görünse de, genelde baş tanrı olarak betimlenir. Zeus, babası zaman titanı Kronos’u devirerek başa geçmiştir ve Hesiodos’un anlattığına göre, birden fazla kez evlenmiştir. En son evliliği ise Hera iledir. Ne yazık ki Zeus, Hera’ya hiçbir zaman sadık kalmamış ve onu ölümlü, ölümsüz, kadın, erkek dinlemeden onlarca kez aldatmıştır. Zeus’un aldatmaları tecavüzü, aşkı ve kandırmaları içerir. Onun kitabında, cinsellik o istediği zaman, hiçbir etik kuralı dinlemeden gerçekleşmektedir. Ve her gerçekleşmede, tohumunu da kadına bırakmaktan geri kalmaz.

Odessa’da, Poseidon, Tyro’yu kandırıp onunla beraber olduktan hemen sonra şöyle der zavallı kadına:

-Hoşnut ol bu birleşmeye, ey kadın, hoşnut ol, 

güzel çocuklar doğuracaksın, yıl geçmeden, 

çocuksuz bittiği görülmüş değil sevişmesi ölümsüzlerin, 

sen beslersin onları, sen büyütür, sen yetiştirirsin. 

Gerçekten de öyledir, ölümsüzlerin her birleşmesi çocukla biter. Zeus’un yaşadığı bu ilişkiler, efsaneler şekline bürünerek ballandıra ballandıra, antik yazarlar tarafından anlatılmıştır. Yunan mitolojik hikayelerdeki, çoğu zaman en önemli ana tema, Zeus’un istediği her türde yaşadığı birleşmelerdir. Dedik ya, Zeus, birine göz koyduğunda, bırakın etik değerleri, fiziksel kurallar bile onu engelleyemez. Eril bir güç olarak her zaman istediğini, her koşulda alır. Bunlardan en ilginçleri, Zeus’un şekil değiştirmenin bile sınırlarını zorlayarak yaşadığı ilişkilerdir. Bunları “Zeus’un aşkları” başlığı altında bulabilirsiniz. Ben bu ilişkileri, “aşk” sözcüğü ile yan yana alamayacağım. Ama sizlere, Zeus’un şekil değiştirerek yaşadığı ilişkilerin kısa bir listesini sunacağım.

  1. Boğa & Europa

Zeus’un Europa‘yı elde etmeye karar verir. Kendini beyaz bir boğaya dönüştürür ve kızın babasının sürüsünün arasına karışır. Europa ve ona eşlik eden kadınlar çiçek toplarken boğayı fark ederler. Europa, boğanın böğrünü okşar ve sonunda sırtına biner. Zeus bu fırsatı değerlendirir ve doğruca denize koşar. Sırtında Europa ile birlikte Girit Adasına yüzer. Daha sonra gerçek kimliği ile kıza görünür ve Europa, Girit’in ilk kraliçesi olur. Zeus ona Hephaistos tarafından yapılmış bir kolye ve üç hediye daha verir: bronzdan yapılmış Talos, avını asla kaçırmayan tazı Laelaps ve hedefi asla şaşırmayan bir cirit. Zeus daha sonra, şimdi Boğa takımyıldızındaki, beyaz boğanın şeklini yeniden yaratır. Birliktelikten üç çocukları olur: Girit’in ünlü kralı Minos, Rhadamanthys ve Truva Savaşı’na katılan Sarpedon.

Ovidius, Dönüşümler adlı eserinde şöyle anlatır hikayeyi:

Sokulurdu kıza, uzatıp boynuzlarını çiçek taksın diye. 

Sonunda kim olduğunu bilmeden oturmuş boğanın sırtına 

Kız. Yavaş yavaş uzaklaşmış kıyıdan tanrı, karalardan, 

Islatmış ayaklarını ilk gördüğü sularda. Açılmış. 

Götürmüş avını engin deniz sularından öteye. Anlamış 

Kaçırıldığını bakınca geriye, karalara, titremiş. 

Sağ eliyle tutmuş bir boynuzunu, sol elini koymuş 

Sağrısının üstüne. Oynardı esen yellerle 

Olabildiğince giyeklerinin kıvrımları …  

Europe’nin Kaçırılması, 1628-1629, Peter Paul Rubens
  1. Altın Yağmuru & Danae

Erkek varislerin olmamasından dolayı hayal kırıklığına uğrayan Kral Akrisios, Delfi kahinine danışır. Kahin ona asla bir oğlu olmayacağını, ancak kızının bir oğlu olacağını ve kızının oğlu tarafından öldürüleceğini bildirir. O sırada kızı Danae’nin bir çocuğu yoktur. Kral Akrisios, sarayının avlusunun altı bronz bir odaya inşa ettirir ve kızını bu odaya hapseder. Odanın kapısı veya penceresi yoktur, ışık ve hava kaynağı olarak sadece bir tavan penceresi mevcuttur. Kısacası, güzel prenses, bir daha ışığı görmemek üzere bu mezara gömülmüştür. Ancak, Zeus, Danae’yi arzular ve altın yağmuru şeklinde, odanın tavan penceresinden sızar, böylece Danae ile beraber olur. Bu birliktelikten Perseus doğar. Perseus, mitolojideki en önemli kahramanlardan biridir ve gerçekten de dedesini öldürür.

Sofokles’in Antigone’unda şöyle anlatır koro Danae’nin hikayesini:

Bir zamanlar Danae’nin taze vücudu da gökyüzünün ışığını demir bir hücre ile değişmeye ve zindan gibi bir odanın sessizliğine inmeye mecbur olmuştur. Halbuki o da asil, senin gibi asildi evladım, ve karnında Zeus’un altın bir yağmur haline gelen tohumunu saklıyordu. Fakat bahtın cilvelerinde korkunç bir kudret vardır; ne zenginlik, ne Ares, ne de surlar, ne de dalgaların dövdüğü siyah gemiler insanı ondan koruyamaz. 

Danae ve Altın Yağmuru, Peter Paul Rubens Studio
  1. Kartal & Ganymedes

Ganymedes, Truva kralı Tros’un, dillere destan güzellikteki oğludur. İda Dağı’nda sürülere çobanlık yaparken, Zeus, onu kartal kılığına girerek kaçırır ve Olimpos’a götürür. Ganymedes ile beraber olduktan sonra Zeus, ebedi gençlik ve ölümsüzlük armağan eder. Tanrıların sakisi Hebe, Herakles ile evlendiğinden, onun yerine Ganymedes’i saki yapar. Oğlu kaçırılan Tros’a ise, Zeus, ölümsüz atlar armağan eder. Bir sonraki nesilde, bu ölümsüz atlar, Herakles’in Truva’yı yerle bir etmesine sebep olacaktır. İlyada’da şöyle geçer Ganymedes:

Kusursuz üç oğlu oldu Tros’un da:
İlos, Assarakos, tanrılara denk Ganymedes.
En güzeliydi Ganymedes ölümlü insanların,
tanrılar kaçırdı onu Olympos’a,
Zeus’a şarap sunan olsun diye,
dediler güzelliğiyle yaşasın tanrılar arasında

Ganymedes’in Kaçırılması, 1611- 1612, Peter Paul Rubens

4. Satir & Antiope

Antiope, Thebai kralı Nycteus‘un kızıdır. Güzelliği kısa sürede Zeus‘u cezbeder. Böylece Zeus, bir satir şekline girer ve Antiope’ye bu şekilde tecavüz eder. Bu birliktelikten hamile kalan Antiope, babasının gazabından korktuğu için memleketini terk eder. Babası, kızının yüz karası davranışından dolayı intihar edince, amcası Antiope’un peşine düşer. Amcası Antiope ile eve dönerken, kadın Kithairon Dağı‘nda ikiz bebekler Amphion ve Zethos‘u doğurup terk eder. Böylece ikizler, her zaman olduğu gibi, çobanlar tarafından bulunup yetiştirilir.

Antiope’un çilesi hemen bitmez. Memleketine dönünce, amcasının eşi Dirke, yani yengesi tarafından zulme uğrayınca, bir kez daha memletinden kaçar. Bu sefer, büyümüş oğullarını bulacağı bir kulübeye yerleşir. Ancak Dirke, Bakkhos Festivali kutlamalarında Antiope’un yerini keşfeder. Antiope’tan nefret eden kraliçe Dirke, Amphion ile Zethus’a kadını bir boğanın boynuzlarına bağlamalarını emreder. Çocukları yetiştiren yaşlı çoban, gerçekleri ortaya çıkarınca, çocuklar annelerine zulmeden kadına, Dirke’ye, aynı cezayı verirler ve annelerini kurtarırlar. Antiope’un amcası ölünce, tahta oğulları geçer ve Thebai kentinin surlarını inşa ederler. Amphion, ünlü bir müzisyen olur; Zethus ise dillere destan bir avcı.

Odessa’da şöyle geçer Antiope:

Sonra Antiope’yi gördüm, Asopos’un kızını, 
Zeus’un kollarında yatmışım ben, der, övünür durur, 
iki çocuk doğurmuştur o, Amphion’la Zethos’u,
onlardır yedi kapılı Thebai’ı ilk kuranlar, 
yiğittiler, ama gene de bir surla çevirmişlerdi kenti,
kolay değildi oturmak engin Thebai Ovası’nda.

Jupiter ve Antiope, Corregio, Louvre